Hukuk Sözlüğü

  • 28 replies
  • 9195 views

0 Üye ve 9 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimiçi D®agon

  • Her Şey Senin Rızan İçin Allah'ım.
  • *
  • 11539
  • +523/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • bilyonmu
Ynt: Hukuk Sözlüğü
« Yanıtla #5 : 22 Ağustos 2013, 09:02:46 »



- E -

Ebniye
Binalar; yapılar 

Ecnebî
Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler 

Ecr-i müsemmâ
Taraflar arasında belirlenen ücret 

Ecrimisil
Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri 

Eda
Edim; borçlanılan şey; borcun konusu 

Eda davası
Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava 

Edeb
Iyi terbiye; naziklik; usluluk 

Edim
Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi 

Ef'âl
Eylemler; fiiller, işler; ameller 

Efrâd
Fertler; bireyler 

Ehil
Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip 

Ehl-i hibre
Bilirkişi 

Ehl-i vukûf
Bilirkişi 

Ekalliyet(akalliyet)
Azınlık 

Eklenti
Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı. 

Ekser
Daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca 

Ekseriyet
Çoğunluk 

Ekseriyeti ara
Oy çokluğu 

Elfaz
Kelimeler; sözler 

Elîm
Elemli; kederli acılı 

El-yevm
Bugün; şimdi; halen 

Emlak vergisi
Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi. 

Emlâk-i sirfe
Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar 

Emr-i makzî
Hükme bağlanmış iş 

Emtea
Ticaret konusu her türlü mal 

emtia
eşya, mallar. 

Emval
Mallar; mülkler 

Emvâli menkule
Taşınır mallar;taşınabilir mallar 

Enfüsi
Öznel; subjektif 

Enkaz
Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri 

Envai mesalih
Işlerin çeşitliği 

Erbaa
Dört 

Erbâb
Ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler 

Erbâb-ı vukuf
Bilirkişiler 

Esbab-ı mucibe
Gerekçe; gerektirici sebepler 

Eşcar
Ağaçlar 

Eshâb
Sahipler; bir şeyin malikleri 

Esham
Pay senedi; hisse senedi 

Eşhas
Şahıslar; kişiler; kimseler 

Eşkâl
Biçimler; suretler; tarzlar 

Eslem
En selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam 

Esnaf
Ister gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir. 

Etfal
Çocuklar, sübyanlar. 

Evkaf
Vakıflar 

Evleviyet
Tercihli; haydihaydi; öncelikle 

Evrâk
Yapraklar; kağıtlar; arşiv 

Evrâkı müsbite
Ispat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler 

Evsaf
Nitelikler 

Evsafı mümeyyize
Belirgin nitelikler 

Evvelâ
Birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce 

Evvelemirde
Herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak 

Ezcümle
Özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası 

Ezmân
Zamanlar, vakitler; anlar; çağlar   

*

Çevrimiçi D®agon

  • Her Şey Senin Rızan İçin Allah'ım.
  • *
  • 11539
  • +523/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • bilyonmu
Ynt: Hukuk Sözlüğü
« Yanıtla #6 : 22 Ağustos 2013, 09:03:59 »
- F -

Faal Nedâmet
Suç işleyen bir kimsenin suçundan sonra pişmanlık duyarak işlediği fiilin sonucunu önlemeye çalışması, suç işlediği sırada pişmanlık duyması. Aktif nedâmet.Aktif pişmanlık. 

Fâhiş
Aşırı; ağır; çok fazla 

Faraziye
Hukuk meselelerini, muayyen bir sistemin esaslarına muvakıf ve tenakuzlara mahal vermeyecek tarzda, halledebilmek için bu sistemin hükümleri ve hususiyetleri üzerine yapılan müşahede, mülahaza, kıyas, istikra ve hadiselerin verdiği mümkün mertebe toplu ne 

Fariğ
Bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi 

Farz
Zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma 

Fâsıl
Ayıran; bölen 

Fâsıla
Aralık; ara 

Fasl etme
Halletme; neticelendirme 

Fehime
Anlayış 

Fek
Kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme 

Fer' î
Bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan 

Ferağ
Devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı 

Ferâgat
Vazgeçme; el çekme; dinlenme 

Ferd
Tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı 

Fesâd
Karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan 

Fesh
Bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma 

Fesih
Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanı. 

Feteva
Hukuki Sorular ve Cevapları 

Fetret
Zayıflık,uyuşukluk. 

fevk
Üst,üst dereceli, astın üstünde yer alan 

Fevkinde
Üstünde; aşan 

Fezleke
Bir tahkikat veya muhakeme zabtının hülasası demektir.Bunda tafsilata girişilmeden işin ana hatları gösterilir. Bir teftiş raporunun kısaltılması halinde iktisab ettiği şekle de denir. 

Fi-i cârî
Geçer değer 

Fiil ehliyet
Bir kimsenin, kendi eylemleriyle haklar ve yükümlülükler yaratması yeteneği. 

Fıkra
Kanunların, nizamnamelerin ve talimatnamelerin sıralanan ayrı ayrı hükümlerini göstermek için kullanılan bir bölüm işaretidir. 

Fıktan
Yokluk 

Filhakika
Hakikatte; gerçekte; doğrusu 

Fi-l-vâki
 

Fırka
Insan kalabalığı grubu; parti 

Fıtrî
Tabii; yaradılışındaki; doğasındaki 

Fuhûş
Haddini aşma; kötülük; namusa aykırı hareket 

Fürûht
Satma; satım; satış 

Fuzûlî
Boşuna; yersiz; lüzumsuz; haksız; boşboğaz; erkek adı 

Fuzûlî işgal
Bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek 

Fuzuli şâgil
Hukuken geçerli bir hakkı olmadan bir yeri işgal eden 


*

Çevrimiçi D®agon

  • Her Şey Senin Rızan İçin Allah'ım.
  • *
  • 11539
  • +523/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • bilyonmu
Ynt: Hukuk Sözlüğü
« Yanıtla #7 : 22 Ağustos 2013, 09:05:39 »
- G -

Gabin
bir sözleşmede tarafların karşılıklı edimleri arasında açık bir orantısızlık bulunmasıdır. karşı tarafın özel durumundan aşırı faydalanma olarak da nitelenebilir*. gabin durumunda zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi bozduğunu bildirerek verdiği 

Gaî (gaiye)
Gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin 

Gaip
Görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi 

Galle
Gelir; hasılat; yarar 

Garamat
Tazminat, diyat gibi edası lazımgelen şeylerdir. 

Garaz
(garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç 

garp
batı 

Garra
Parlak, beyaz, güzel, Şa'şaalı.   

Gars
Ağaç dikme 

Gasıb
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse 

Gasp
Başkasının bir eşya, para yada kıymetli malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması 

Gaybubet
Kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik 

Gayr (gayir)
Ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı 

Gayr-i melhûz
Beklenmedik; imkansız; olanaksız 

Gayr-i mümkün
Olanaksız; imkansız 

Gayrı vazıh
Kapalı 

Gayrimenkul
Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal. 

Gayrimenkul mükellefiyet
Bir taşınmaz malikinin, sahip olduğu mülkü nedeniyle ve özellikle o taşınmaz (gayrimenkul) teminat olmak üzere, diğer bir kimse lehine bir şey yapmaya veya vermeye zorunlu tutulması. 

Gayrimenkul tellallığı
Taraflar arasında (hiçbirine sürekli olarak bağlı olmaksızın), taşınmaza ilişkin sözleşmelerin (kira, satım vb.) yapılması hususunda ücret karşılığında aracılık etme mesleği; emlakçılık. 

Geçici tescil
Halen varolup da uyuşmazlığa neden olan ayni hakların korunması amacıyla tapu kütüğüne yapılan tescil. 

Geçit hakkı
Bir taşınmaz üzerinden başka bir taşınmaz malikinin geçebilmesi için kurulan bir ayni hak. 

Genel idare
Bütün ülkeyi kapsayan idare olup "merkez teşkilatı" ve "taşra teşkilatı"ndan oluşur. 

Genel vekaletname
Bir kimsenin, kendi adına her türlü işi yapması için başka bir kişiye vermiş olduğu vekillik belgesi. 

Gerçek kişi
İnsanlar. 

Gerçi
Gerçekten; vakıa 

Girift
Dolaşık; karışık; bir birinin içine girgin; tutma; yakalama 

Gıyâb
Hazır ve mevcut olmama; göz önünde bulunmama; uzaklaşma; kaybolma; arka 

Grev
Işçilerin aralarında anlaşarak veya bir kurululun kararına uyarak topluca iş bırakmalarıdır. 

Gûna (gûne)
Türlü; gidiş; tarz; yol; sıfat 

Güzeran
Geçici; geçen   

*

Çevrimiçi D®agon

  • Her Şey Senin Rızan İçin Allah'ım.
  • *
  • 11539
  • +523/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • bilyonmu
Ynt: Hukuk Sözlüğü
« Yanıtla #8 : 22 Ağustos 2013, 09:08:05 »
- H -

Hacet
Gerek; gereklilik 

Hacir
Bir şahsın medeni haklarını kullanma salahiyetinin mahkeme tarafından kaldırılması. 

Haciz
Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması. 

Hacizvaaz
El koyma   

Hadd-i Maruf
Makbul olan had, Emredilen, müsaade edilen hudud   

Hâdis
Meydana gelen; çıkan; yeni çıkan 

Hafiyyen
Gizli olarak; saklı olarak; gizlice 

Hafriyat
Kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma 

Hail
Duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller 

Haiz
Sahip; elde bulunduran; taşıyan 

Hak
Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir 

Hak ehliyeti
Sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan ölüm anına kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan (evlenme, mülk edinme vb.) yararlanma yeteneği. 

Hakikiye
Hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten 

Hakk
Doğruluk ve insaf; bir insana ait olan şey; dava ve iddiada hakikate uygunluk; harcanmış emek; pay; hisse 

Hakkaniyet
Hak ve adalete uygunluk; doğruluk 

hakkı hıyar
seçimlik hak 

Hakk-ı mesil
Su yolu hakkı 

Hakk-ı mürûr
Geçit hakkı 

Hakk-ı şuf'a
Önalım hakkı 

Hakk-ı şürb
Içme hakkı; sudan yararlanmada sıra hakkı 

Haksız fiil
Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir 

Haksız iktisap
Bir kimsenin malvarlığında, haklı bir nedene dayanmaksızın başka bir kimsenin malvarlığı aleyhine meydana gelen artma ya da azalmama durumu 

Halefiyet
Ardıl, yerine geçme, yerine geçen. 

Halel
Bozma; bozukluk; eksiklik; zarar 

Haleldar olmak
Bozulmak; çiğnenmek 

Hali sabıka irca
Eski hale getirme 

Halita
Karışım 

Hapsen Tazyik
Bir kimseyi ifasına mecbur olduğu hususu yapmaya icbar için kanuni salahiyete binaen hapsetmektir. 

Harâc-ı mukaseme
Arâzî-i hâriciyye mahsullerinden onda birden yarısına kadar alınan vergi 

Harâc-ı muvazzaf
Arâzî-i hâriciyye üzerine yerin tahammülüne göre,maktûiyet veçhile tayin olunan vergi 

Hariciye Vekâleti
Dışişleri Bakanlığı 

Hârîm
Başkasının giremeyeceği,girilmesine izin verilmeyen ev bölümü; harem 

Harnup
Keçi boynuzu 

Hartama
Pedavra; köknar ve lâdin ağaçlarından elde edilen, çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahta; 

Has
Sıkıştırmadan bir yerin içine alma; hareketten menetme; etrafını çevirme; vakfetme 

Hasârât
Zararlar; ziyanlar; hasarlar 

Hasb-el-kanun
Kanun gereği 

Hasb-el-memuriyye
Memuriyet gereği 

Hasebiyle
Yüzünden; dolayısıyla; bu nedenle 

Hasılat
Gelir. 

Hasılat Kirası
Kiraya verenin, bir bedel karşılığında, hasılat veren bir malın veya hakkın kullanımını kiracıya bıraktığı sözleşme; ürün kirası. 

Hasîm
Iki düşmandan herbiri 

Hâsim
Hasmeden; kat'eden, kesip atan 

Haslet
Ahlak, nitelik, huy, mizaç   

Hasren
Muhasara ederek; etrafını çevirerek 

Hâss
Özgü 

Hata
Yanılma, Yanılgı 

Hatîa
Günah; kabahat; suç; yanlış; yanlışlık 

Havale
Yollama ödeyicisinin, para, değerli kağıtlar veya benzeri nesneleri, yollayıcı hesabına yollama alıcısına ödemek ve yollama alıcısının da bunları kendi adına teslim almak üzere yetkili kılındığı sözleşme. 

Hâvi
Kapsar; kapsayan; içeren; içerir 

Havza-i fahmiyye
Kömür havzası; kömür bulunan bölge 

Haylûlet
Engel olma; araya girme; yolu kapama 

Hayr (hayır)
Iyilik; iyi; faydalı iş; yarar 

Hayrât
Sevap kazanmak için yapılan hayırlı işler; sevap için kurulan müessese 

Hazine
Devletten ayrı bir kişilik oluşturmamakla beraber, bir taraftan bütçenin uygulanmasına ilişkin işlemleri, diğer taraftan da kamu gelir ve giderlerinin zaman olarak uygunluğunu sağlayan merkezi örgüt; Maliye Bakanlığı ve maliye dairelerinden oluşan örgüt; 

Heder olma
Ziyan olma 

Hedm
Yıkma; harap etme 

Herc ü merc
Darmadağınık. Karmakarışık. Allak bullak. 

Hibe
Bağışlama 

Hidematı amme
Kamu hizmeti 

Hıfz
Saklama; koruma 

Hilafı
Tersi; aksi; zıddı 

Hilkat
Yaratılma; yaratılış; tabiat 

Himaye
Koruma; korunma; birine arka çıkma 

Hini dava
Dava sırasında 

Hini hacet
Gerektiğinde 

Hisse-i şayia
Yaygın hisse; ortak pay 

Hitâm
Son; bitim; tükenme; nihayet 

Hizmet sözleşmesi
İşçinin, belirli veya belirsiz bir zaman süresi içinde iş görmeyi ve işverenin de ona bir ücret vermeyi üstlendiği sözleşme. 

Hod-be-hod
Kendi başına;kimseye danışmadan;kendiliğinden 

Hodbehot
Kendi kendine, kendi kafasıyla, kendiliğinden, kimseye danışmadan.   Hakan GÜRGEN

Hüccet
Senet; delil; belge 

Huda
Aktarma 

Hudûs
Sonradan peyda olma 

Hükkâm
Hakimler; yargıçlar 

Hükmî şahsiyet
Tüzel kişilik 

Hukuk
İçtimai hayat nizamının muhafaza ve idamesi için cemiyet azası sıfatiyle fertlerle fertler, veya cemiyetle -yani devletle- fertler, yahut muhtelif devletler arasındaki münasebetleri tanzim eden usul ve kaidelerdir. 

Hukukî
Hukuksal olan. 

Hukuki işlem
Bir veya birden çok kişinin, hukuksal bir sonuca yönelttiği irade açıklaması. 

Hukuki tağyir
Bir kimsenin, kendisine ait olmayan menkul eşyalar üzerinde bazı işlemlerde bulunarak, bu eşyanın niteliğini değiştirmesi 

Hukukun şeklî kaynakları
Hukuk Kurallarının hangi şekillere bürünmüş olarak bize verildiğini ve nerelerde bulunduklarını göstere kaynaktır. 

Hükümlü
Hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşmiş olan kimse. 

Hükümsüzlük
Bir hukuki işlemin, kanunun öngördüğü şekilde yapılamaması veya kanuna aykırı olarak yapılması halinde hukuki sonuç doğurmamasıdır. 

Hulâsa
Özet 

Hulûl
Gelip çatma; girme; borcun vadesinin gelmesi 

Hüsnü ceryan
Iyi icra etmek 

Hüsnüniyet
Iyiniyet 

Husule gelmek
Doğmak; ortaya çıkmak; meydana gelmek; oluşmak 

Husumet
Bir davanın ikamesi üzerine davacı ile müddeaaleyh arasında husule gelen vaziyeti ifade eder. 

Husûmet
Hasım olma durumu; hasımlık; düşmanlık; (davada) karşı taraf olma 

Husûsat
Bakımlar; işler; şekiller; yollar; konular; meseleler; maddeler 

Hususî
Özel; kişiye ait   

*

Çevrimiçi D®agon

  • Her Şey Senin Rızan İçin Allah'ım.
  • *
  • 11539
  • +523/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • bilyonmu
Ynt: Hukuk Sözlüğü
« Yanıtla #9 : 22 Ağustos 2013, 09:11:22 »
- I -

Iade-i muhakeme
Yargılamanın yenilenmesi 

Iaşe
Yaşatma; besleme; geçinme 

Ibâre
Deyiş; cümle; paragraf; bir bölüm söz 

Ibhâm
Kapalı bırakma; açıklamama; belli etmeme; gizli kapaklı tutma 

Ibka
Devamlı, sürekli kılma; yerinde bırakma 

ibka
kalmış, bırakılmış 

Ibra
Aklanma; temize çıkma; aklama; temize çıkarma Alacaklının, borçlusunda bulunan alacağından tamamen veya kısmen vazgeçmesi 

Ibraz
Gösterme; meydana çıkarma; sunma 

Ibtida
Başlama; başlangıç; ilkin; en önce; başta 

Icâb
Gerekme; gerek; bir sözleşme için ilk söylenen söz 

Icabet etme
Uyma 

Icabı hal
Durumun gereği 

Icar
Kiraya verme; kiraya verilme 

Icâre-i müeccele
Sonradan alınacak kira 

Icareteynli vakıf
Ivedili ve süreye bağlı kira sözleşmesi olan vakıf mallar 

Icazet
Izin; ruhsat, diploma 

icazet
Müsaade, ruhsat, mümeyyiz küçüklerin kendiliklerinden yaptıkları borçlandırıcı işlemleri velî veya vasîlerince sonradan verilen izin, müsaade. 

Icâzet-i lâhika
Bir kimsenin izni olmadığı halde,yapıldıktan sonra bir şeyi kabul etmesi ve onaylaması 

Icbar
Zorlamak 

Icbar etme
Zorlama 

Icmâl
Kısaltma; özetleme; öz; özet genel toplamı 

Icra tetkik mercii
İcra-İflas dairesinin üzerinde olup, icra-iflas işlemlerinin doğru ve kanuna uygun olup olmadığını denetleyen ve ayrıca kanunun kendisine verdiği dava ve işleri gören özel mahkeme. 

Içtihad
Özel görüş; anlayış; kavrayış 

Içtima
Toplanma; toplantı; bir araya gelme 

Içtimaî
Sosyal; toplumsal 

Içtinap
Kaçınma; çekinme 

Idame
Devam ettirme; sürdürme 

Idâre-i husûsiyye
Il özel idaresi 

Ifa
Ödeme; yerine getirme; bir işi yapma; edim 

Ifadat
Sözler 

Ifade
Anlatma; anlatış; anlatım 

Ifham
Anlatma; anlatılma; bildirme; bildirilme 

Iflas
Borcunu ödemeyen veya ödemelerini tatil eden borçlu hakkında yapılan takip sonucunda, mahkeme kararı ile tespit ve ilan edilen durum. 

Ifrağ
Bir durumdan başka bir duruma sokma 

Ifraz
Arazinin parçalanması; bölünmesi; parsellere ayırma; araziyi imar açısından uygun parçalara bölme 

Ifşasına müeddi
Açıklanma gereği 

iftikar
Yoksulluğunu, fakirliğini açığa vurmak   
Ihale
Artırma veya eksiltme biçimiyle yapılan ve en uygun fiyatı teklif edene (en çok artıran veya eksiltene) işin/malın verildiği sözleşme yöntemi. 

Ihâta
Bir şeyin etrafını çevirme; sarma; kuşatma; etrafı çevrilme; anlayış; geniş bilgi 

Ihbar
Haber verme; bildirme; bildirim 

Ihdas
Ortaya çıkarma; kurma; bir şeyi ilk kez ortaya koyma 

Ihfa
Saklama 

Ihkak-ı hak
Kendiliğinden hak alma 

Ihlal etmek
Zarar vermek; zedelemek; dokunmak; hakkını zedelemek; çiğnemek; bozmak 

Ihmal
Dikkatsizlikten ve özensizlikten kaynaklanan kusur; savsaklama; gerekli özeni göstermeme 

Ihraç
Çıkarma; dışarıya mal satma; dış satım 

Ihraz
Benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme 

Ihtar
Hatırlatma; dikkati çekme; uyarma; uyarım 

Ihtarname
Bir kimseye, bir hususu yerine getirmesi veya getirmemesi için yapılan yazılı uyarı; hatırlatma belgesi. 

Ihticâc
Delil veya tanık gösterme 

Ihtilaf
Anlaşmazlık; uyuşmazlık; çekişme; niza; görüş farklılığı 

Ihtilat
Karışma; katılma; bir araya gelme 

Ihtimam
Özen; bir şey, iş ya da kişiye özel dikkat gösterme 

Ihtirâzi kayıt
Çekince; önkoşul; belli hakları kullanma hakkının saklı tutulması 

Ihtiva etmek
Içermek; kapsamak; içine almak; içinde bulundurmak 

Ihtiyar etmek
Seçmek; seçme hakkını kullanmak; tercih etmek; yeğlemek 

Ihtiyarî
Isteğe bağlı; seçmeli; istemli 

Ihtiyat
Sakınma; 

Ihtiyati tedbir
Davacının, davasını kazanması durumunda, dava konusu şeye kavuşabilmesi için, davadan önce veya dava sırasında o şeyi garanti altına almasına yarayan önlem. 

ihtizaz
Titreşme, titreşim.   

Ihzâr
Hazırlama; huzura getirme; 

Ihzaren celb
Sanığı veya tanığı, kendi arzusu nedeniyle gelmediği için mahkeme önüne hakim kararı ile zorla getirtme 

Ihzarî
Hazırlayıcı; yetiştirici; hazırlık niteliğinde olan 

Ika etmek
Yapmak; etmek; oluşturmak 

Ikâme
Yerine koyma; yerine kullanma; dikme;yerine geçme; kaim olma; dava açma 

Ikamet etme
Bir yerde yerleşme iradesi ve niyetiyle oturma. 

Ikametgah
Bir kimsenin yerleşme kast ve niyetiyle oturduğu yer 

Ikmal
Tamamlama; bitirme; devamlı olarak yiyecek içecek ve diğer gerekli malzemenin sağlanması 

Ikrâh
Korkutma; bir kimseyi yapmak istediği şeyi yapmamaya, yapmamak istediği şeyi yapmaya korkutarak zorlamak 

Ikrar
Saklamayıp söyleme; bildirme; açıkça söyleme; kabul 

Ikraz
Borç verme; ödünç verme 

ikraz
Borç verme ;ödünç verme. 

Iktifâ
Yeter bulma; yetinme 

Iktirân
Yakın varma; yanına gelme; yaklaşma; ulaşma; erişme 

Iktisabî
Kazanma ile ilgili; edinme ile ilgili 

Iktisadi
Ekonomik 

Iktisap
Kazanma; kazanım; edinme; bir şeyin mülkiyetini elde etme 

Iktiza
Gerekme; gerektirme; gereklilik; işe yarama ilâm yargı belgesi; mahkemenin verdiği nihaî (son ) kararın, iki taraftan her birine yöntemine göre verilen onamlı örnekleri; mahkeme kararı örneği (sureti) 

I'lâmât
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi vesikalar; kararı bildiren belge 

Ilamlı icra takibi
Para veya paradan başka bir şey içeren konularda, önce bir mahkeme ilamı alınıp, ilamlara özgü icra takibi yapılması. 

Ilamsız icra takibi
Elinde bir mahkeme ilamı bulunmayan veya bulunmasına rağmen ilamlı icra yoluna başvurmayan kişilerin, alacaklarını elde etmek için başvurdukları icra yolu. 

Ila-nihâye
Sonuna kadar 

Ilga
Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme 

Ilka
Koymak, birakmak. Terk etmek, Öne atmak 

Illet
Hastalık; sakatlık; bozukluk; neden; sebep 

Illiyet bağı
Nedensellik bağı; bir neden ile ortaya çıkan sonuç arasındaki ilişki 

Ilmî
Bilimsel 

Ilmi içtihatler
Hukuk bilginlerinin hukuki sorunlarda ileri sunmuş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir. 

Ilmühaber
Belge; birinin herhangi bir durumunu (örneğin ikametgahını) gösteren durum belgesi 

Iltibâs
Karıştırılma; benzeşim; karışıklık 

Iltihâk
Katılma; karışma 

Iltisâk
Yapışma; bitişme; kavuşma 

Iltizam
Kendi için gerekli sayma; gerektirme 

Iltizami muamele
Bir kimsenin malvarlığının aktifinde yer alan kalemlere dokunmaksızın, yalnızca pasifini artıran bir işlem yapması; taahhüt işlemi; borçlandırıcı işlem; 

Ilzâm
Susturma; bağlama 

Imâl
Yapma; yapılma; meydana getirme 

Imâr
Bayındırlık; bayındır duruma getirme; geliştirme 

Imdi
Buna göre; şu halde; o halde 

Imha
Yok etme; ortadan kaldırma; mahvetme 

Imhâl
Mühlet verilmesi; süre verilmesi; erteleme; yeni bir önel tanıma 

Imlâ
Doldurma; doldurulma; yazdırma; yazdırılma; bir dilin cümlelerini, kelimelerini doğru yazma bilgisi 

Imtina
Kaçınma; çekinme 

Imtisâl
Gerekeni yapma; bir örneğe göre hareket etme; alınan emre boyun eğme 

Imtiyaz
Ayrıcalık; farklılık 

Inbiâs
Gönderilme; meydana çıkma; ileri gelme 

Ind-el-hâce
Lâzım olduğu; gerektiği zaman 

Ind-ettemyiz
Temyiz sonunda; temyiz olunduğunda 

Indinde
Yanında 

Infâk
Beslemek; geçindirmek; nafakalandırmak 

Infisah
Ortadan kalkma; dağılma; fesholma. 

Infisâh
Fesh olunma; bozulma; hükümsüz kalma; dağılma; kendiliğinden ortadan kalkma 

Inhisar
Tekel; monopol; alımın veya satımın tek bir elde toplanması 

In'ikad
Bağlama; kurulma; toplanma 

Inkılâp
Değişme; bir halden başka bir hale dönme; devrim 

Inkişaf
Açılma; gelişme; gelişim; açınım 

Inkisâm
Taksim olma; parçalanma; bölünme; ayrılma 

Inkıta
Kesilme; kesinti; ara verme 

Inkıyâd
Boyun eğme; kendini teslim etme 

Inkiza
Bitim; sona erme 

Inşâî
Inşaya, yapıya ait 

Inşaî hak
Yenilik doğuran hak; bir hukuki durumun ortadan kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir hukuki durumun yaratılması için kişinin kullandığı hak 

Insicâm
Bir düzeye gitme; düzgün söz; düzgünlük; tutarlık 

Intac
Sonuç verme; nitelendirilme; sonuçlandırılma; bitirme 

Intifa
Yararlanma; bir şeyden istifade etme 

Intifa hakkı
Yararlanma hakkı; başkasına ait bir malda, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi 

Intifa hakkı
Başkasına ait bir mal (hak) üzerinde, kullanma ve ürünlerinden yararlanma yetkilerine sahip olmayı içeren irtifak hakkı çeşidi. 

Intihâb
Seçme; seçilme; seçim 

Intikal
Bir mal üzerindeki tasarruf hakkının, kanun ile belli kimselere geçmesi 

Intikal
Geçme; geçirim; nakil; birinden diğerine geçme; yer değiştirme; el değiştirme bir mal üzerindeki tasarruf hakkının kanun ile belli kimselere geçmesi 

Intikal
Geçiş; göçüş; anlama; kavrama; yer değiştirme; el değiştirme 

Intizâm
Düzgünlük; çeki düzen; düzenlilik 

Intizâr
Bekleme; beklenilme; gözleme; gözlenilme 

Inzibât
Yolunda olma; genel emniyetin yolunda olması; sıkı düzen 

Inzimâm
Eklenme; katılma; ilave 

Ipham
Belirsizlik 

Ipka
Kalma; yerinde bırakma; görevinde bırakma; yenileme 

Ipotek
Hak sahibine, alacağını, bir taşınmaz malın değerinden elde etme yetkisini veren sınırlı bir ayni hak. 

Ipotek akit tablosu
İpoteğin kurulması sırasında tapu memuru tarafından düzenlenen ve ipoteğin durumunu gösteren resmi senet. 

Ipotek belgesi
Tapu sicil müdürlüğü tarafından verilen ve ipotek akit tablosunun özetini içeren belge. 

Ipotekli borç Senedi
Taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış kişisel bir hak nedeniyle, yetkili tapu görevlilerince ilgili taşınmaza değer biçilerek, taşınmaz değerinin bağlandığı (sürümünün kolaylaştırıldığı) kıymetli evrak. 

Iptal
Hukuk kurallarına aykırı biçimde yapılmışbir idari işlemin yargı organının kararıyla ortadan kaldırılmasıdır 

irad Senedi
Şahsi nitelikte olmayan bir alacak için karşılık gösterilen gayrimenkulle sınırlı sorumlu olmak kaydıyla resmi senetle ve tapu senedine tescil ile sadece zirai gayrimunkuller, evler ve üzerine bina inşa edilecek arsalar üzerinde kurulan bir gayrimenkul rehin senedidir.   

Irae
Tayin etme; gösterme 

Irae edilmek
Gösterilmek 

Iras
Yapma; etme; birine (zarar) verme, sebep olma 

Irat Senedi
Bir alacak nedeniyle üzerinde gayrimenkul mükellefiyeti kurulan bir taşınmazın değerinin, taşınmazdan ödenmesi gerekli bir para borcu biçiminde bağımsızlaştırılarak, sürümünü artırmak için bağlandığı kıymetli evrak. 

Irca
Eski duruma çevirme; geri döndürme; indirgeme 

Irca olunma
Eski duruma getirme; çevirme; döndürme 

Irsen
Irs yoluyla; miras yoluyla (geçerek) 

Irtibat
Bağlantı; ilişki; ilgili olma 

Irtifak
Hacet talep etme; ihtiyaç duyma; yükümlenim 

Irtifak hakları
Bir taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi veya mülkiyete özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz veya kişi yararına ayni hak olarak tesis edilen hukuki işlem. 

irtikâb
Bekleme, gözleme. Bir işe girişmek   

irtikâp
Kötü iş yapma, kötülük etme. Yalan söyleme, hile yapma. 

Is'af
Yerine getirme 

Isâl
Vardırma; vardırılma; ulaştırma; ulaştırılma 

Iş'âr
Bildirme; yazı ile bildirme; gösterme 

Isbât
Şahit ve delil göstererek doğrusunu ortaya çıkarma 

Işgal
Tapu kütüğüne göre sahipsiz mal durumuna geldiği anlaşılan taşınmaz malları edinme yolu. 

Işhâd
Şahit getirme; tanıklık ettirme; tanık gösterme 

Işkâl
Zorlaştırma; güçleştirme 

Iskan ruhsatı
Bir binada oturulabilmesi için, yapının tamamlanmasından sonra ve İmar Kanunu'na göre, o yapının kullanılabileceğine ilişkin olarak verilen belge. 

Iskat
Düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal 

Islah
Düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme 

islah
Taraflardan birisinin davada yapmış olduğu bir usul işlemini kısmen veya tamamen düzeltmesidir.   

Islahât
Düzeltme veya iyileştirme işleri 

Isnad
Bir şeyi veya bir işi, birisi için yaptı diyebilme; bir şeye dayandırma; yükleme 

Istiane
Yardım isteme 

Isticar
Kira ile tutma; kiralama 

Isticvap
Sorguya çekme; sorguya çekilme 

Istida
Dilekçe; arzuhal; emanet bırakma; himaye (korunma) talep etme 

Isti'dâd
Kabiliyet; akıllılık; anlayış; yetenek 

Istidlâl
Bir kanıta dayanarak, bir nesneden sonuç çıkarma; kanıt ile anlama 

Istifa
İsteğe bağlı olarak bir görevden ayrılma. 

Istifade
Yararlanma; faydalanma 

Iştigal
Meşgul olma; bir işle uğraşma 

Istiglâl
Ipotek; ev, dükkân, tarla ve bunlara benzer taşınmazların geliri, karşılık gösterilerek rehine koyma 

Istihap
Yanına almak 

Istihdâf
Hedef tutma; amaç edinme; amaçlama 

Istihdâm
Hizmete kabul etme; kullanma; çalıştırma 

Istihkak
Hak istemek; hak ediş; bir şey üzerinde hak iddiasında bulunma 

Istihkak davası
Taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde mülkiyet veya diğer bir aynî hak iddiasında bulunmayı konu alan dava 

Istihlâk
Tüketim; kullanarak bitirme 

Istihrâç
Çıkarma; çıkarılma; netice çıkarma; anlam çıkarma; anlama 

Istihsal
Üretim; üretme; elde etme 

Istikraz
Borç alma; ödünç alma 

Istılâh
Terim 

Istilzâm
Gerektirmek 

Istimâ
Davada dinleme; yargıcın duruşmada iki taraf veya vekillerinin sözlü olarak ileri sürdükleri sav ve savunmaları ile,tanık ve bilirkişinin beyanlarını dinlemesi 

Istimâl
Kullanma 

Istimval
Ilgililerin rızası olmasa bile yasa gereğince ve değer pahası karşılığında kişilerin mallarına el konulması 

Istina
Dayanak; dayanma 

Istinad
Dayanma; senet, delil sayma 

Istinâd etmek
Dayanmak; bir şeyi dayanak(mesned) olarak almak 

Istinkâf
Çekimser kalma; çekinme; geri durma; sakınma 

Istinsah
Suret çıkarma 

Iştirâ
Alım hakkı; satın alma hakkı; hak sahibine istediği zamanda bir şeyin malikinden, o şeyin mülkiyetinin kendisine kararlaştırılan bedel karşılığında devrini isteme yetkisi veren hak 

Iştira hakkı
Hak sahibine, istediği zamanda, bir malın malik 

Iştirâk
Katılma; ortak olma; ortaklık 

Iştirak halinde mülkiyet
Kanundan veya sözleşmeden ötürü birbirlerine ortaklık bağı ile bağlı bulunan kimselerin, bu ortaklıkları nedeniyle bir malın mülkiyetine elbirliğiyle sahip oldukları ve her birinin hakkının, o malın tamamını kapsadığı mülkiyet biçimi. 

Istirdâd
Geri alma; alınma; geri isteme 

Istisna
Ayrı tutma; kural dışı sayma 

Istisna sözleşmesi
Yüklenicinin (müteahhidin), ücret karşılığında, iş sahibi için eser ortaya çıkarmayı borçlandığı sözleşme; eser sözleşmesi. 

Ita
Verme; ödeme 

Itfa
Söndürme; ödeme; bir borcu, ödeme, takas, af gibi bir sebeple kapatma; sona erdirme 

itham
Suçlama, Suçlu görme. 

Itlâk
Salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir 

Itmam
Tamamlama 

Ittiba
Uyma; itaat etme 

Ittihâd
Bir olma; birleşme; birlik 

ittiham
Suç altında bulunmak, Suçlamak. Töhmet altında olmak, Suçlandırmak.

Ittihâz
Edinme; edinilme; kabul etme; sayma; tutma; alma 

ittihaz etmek
Saymak, tutmak, ... olarak görmek. 

Ittisâl
Bitişme; kavuşma; yakınlık 

Ivaz
Karşılık; bedel; eder; karşı bedel; mukabil eda; fiyat 

Ivazlı akit
Iki tarafa borç yükleyen sözleşme 

Ivazsız akit
Tek tarafa borç yükleyen sözleşme 

Izaa
Kaybetme; yitirme 

Izafe
Zammetmek; katmak; karıştırmak 

Izale
Giderme; giderilme 

Izale-i şüyuu
Herhangi bir malın kendisinin veya satılarak bedelinin paylaştırılması suretiyle, bu mal üzerindeki ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi. 

Izhâr
Açıklama 

Izrar
Zarar verme; zarara sokma. 

Iztırâr
Zorunluluk; çaresizlik. 

Iztırar hali
Kişinin açlık,susuzluk hali nedeniyle yada mevcut bir tehlike nedeniyle;üçüncü kişiye verdiği zarardan dolayı sorumluluk durumuna ilişkin hukuki konumu. BK.mad.52/;765 s.TCK.mad.49/3; TMK.mad.753   

 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

  Konu / Başlatan replies Son İleti
0 replies
1790 views
Son İleti 03 Nisan 2008, 21:43:51
Gönderen: kardelen
0 replies
3793 views
Son İleti 23 Nisan 2008, 17:49:56
Gönderen: pusula
0 replies
3358 views
Son İleti 23 Nisan 2008, 17:51:22
Gönderen: pusula
0 replies
2260 views
Son İleti 06 Kasım 2012, 09:47:34
Gönderen: busegül
0 replies
2147 views
Son İleti 09 Nisan 2013, 10:57:35
Gönderen: busegül
0 replies
1956 views
Son İleti 28 Mayıs 2013, 11:50:10
Gönderen: busegül
0 replies
898 views
Son İleti 05 Mayıs 2014, 12:44:56
Gönderen: D®agon
0 replies
897 views
Son İleti 28 Temmuz 2017, 15:08:40
Gönderen: Webmaster
0 replies
241 views
Son İleti 03 Nisan 2018, 09:28:00
Gönderen: Ders Hocası
0 replies
529 views
Son İleti 01 Eylül 2018, 20:11:37
Gönderen: Ders Hocası