Ünite 2: Hz. Muhammed’in Peygamberlik Öncesi Hayatı - Konu Özeti

  • 1 replies
  • 430 views

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Ders Hocası

  • Hocanın Biri
  • *
  • 63734
  • +524/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • Arif Arslaner



Hz. Muhammed Yüce Allah tarafından "âlemlere rahmet"
ve "son peygamber" olarak gönderilmiş, Kur'ân-ı
Kerim'de onun insanlığa "en güzel örnek" olduğu ifade
edilmiştir. Öte yandan onun bir "beşer" olduğu da
vurgulanmıştır. Dolayısıyla o, hem dünya hayatının
şartlarına tabi bir beşer hem de ilahî vahye muhatap olan
bir peygamberdir. Hz. Muhammed sadece bir peygamber
olarak ilahî mesajı aktarmakla kalmamış, aynı zamanda
bir fert, bir aile reisi, bir eğitimci, bir devlet başkanı, bir
hâkim ve bir kumandan olarak bu mesajı hayatına
yansıtmış ve örnek bir kişilik sergilemiştir. Hz.
Peygamber'in altmış üç yıllık hayatına bir bütün olarak
bakıldığında 40 yılının peygamberlik öncesine ait olduğu
görülür ki, bu da ömrünün yaklaşık üçte ikisine karşılık
gelmektedir. Resûlullah'ın (s. a. v.) doğumu, çocukluğu,
gençliği, ticari faaliyetleri, Hz. Hatice ile evliliği,
çocuklarının dünyaya gelip büyümeleri ve Kâbe hakemliği
bu dönemde gerçekleşmiştir.

Peygamber Efendimi’zin (S.A.V) Soyu ve Ailesi

Hz. Peygamberin Soyu
Peygamber efendimizin soyu yirmi birinci kuşaktan atası
olan Adnân vasıtasıyla Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’e
dayanmaktadır. Bu sebeple Hz. Peygamberin soyunun da
mensup olduğu Kuzey Araplar’ına İsmaililer veya
Âdnaniler gibi isimler de verilmektedir. Peygamber
efendimiz Arapların Hz.İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’in
soyundan gelen Âdnaniler kolundan, Kureyş kabilesinin
Haşimoğulları sülalesine mensup Abdullah b.
Abdülmuttalib’in oğludur.

Peygamber Efendimiz'in Anne ve Babası
Hz. Muhammed'in babası, Kureyş'in Benî Hâşim kolundan
Abdullah b. Abdülmuttalib, annesi ise Kureyş kabilesinin
Benî Zühre koluna mensup Vehb b. Abdümenâf'ın kızı
Âmine'dir.

Hz. Peygamber'in Babası Abdullah'ın Vefatı
Abdullah, Âmine ile evlendikten bir süre sonra ticaret için
Suriye'ye giden kafileye katılarak Gazze'ye gitti. Dönüş
yolunda o zamanki adı Yesrib olan Medine'ye
ulaştıklarında hastalandı. Burada babasının dayıları olan
Adî b. Neccâr oğullarını ziyaret etti. Akrabalarının
yanında bir ay kadar hasta yattıktan sonra vefat etti ve
Medine'de defnedildi.

Kutlu Doğum
Peygamberimiz Arap yarımadasının batısındaki Hicaz
bölgesinde yer alan Mekke şehrinde dünyaya geldi.
Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İslâm
kaynaklarında Hz. Muhammed'in ana rahmine intikalinden
doğumuna kadar geçen zaman içinde bazı olağanüstü
olayların meydana geldiği ifade edilmektedir. Buna göre
Âmine'nin hamileliğe bağlı herhangi bir hastalık, sıkıntı ve
zorluk yaşamadığı, doğum sancısı çekmediği
belirtilmektedir. Yine Peygamberimiz sünnetli olarak
doğmuştur.

Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) Çocukluğu

Doğumun ardından Peygamberimizi birkaç gün annesi, bir
süre de Ebû Leheb'in cariyesi Süveybe emzirdi. Süveybe
Hz. Peygamber'in amcası Hamza'yı da emzirdiğinden Hz.
Peygamber bu amcasıyla aynı zamanda süt kardeşi
olmuştur. Süt annesine verilmesinde temel sebep
çocukların şehir yerine daha sağlıklı olan çöl havasında
büyümelerini sağlamak, ayrıca konuşma çağında fasih
Arapça öğrenmelerine imkân vermekti. Peygamberimiz de
bu geleneğe uyularak Hevâzin kabilesinin Sa'd b. Bekir
koluna mensup Halîme bint Ebû Züeyb'e verilmiştir. Arap
dilini en güzel bir şekilde konuşmakla tanınan Benî Sa'd
b. Bekir, Araplar arasında cömertlik ve şerefiyle de
bilinmekteydi. Hz. Muhammed dört veya beş yaşına kadar
sütannesinin yanında kaldı.

Annesi Âmine'nin Vefatı

Âmine Mekke'ye dönerken Medine'ye yaklaşık 190 km.
mesafede bulunan Ebvâ'da hastalandı ve genç yaşta vefat
etti. Annesinin ölümüyle öksüz kalan Efendimiz, Ümmü
Eymen tarafından Mekke'ye getirilip dedesi
Abdülmuttalib'e teslim edildi.

Dedesi Abdülmuttalib'in Vefatı

Abdülmuttalib, çok sevdiği ve genç yaşta kaybettiği oğlu
Abdullah'ın değerli hâtırası olan Hz. Muhammed'e büyük
özen gösteriyordu. Çocuklarına göstermediği sevgiyi ona
gösteriyor, onsuz sofraya oturmuyor; Hamza dahil kendi
çocuklarına dahi gelenek gereği müsaade edilmediği halde
onu zaman zaman Kâbe duvarının gölgesindeki minderine
oturtuyordu. Yaşı seksenin üzerinde olan Abdülmuttalib,
torunu Muhammed sekiz yaşına geldiğinde bakım ve
himayesini amcası Ebû Tâlib'e verdikten kısa bir süre
sonra vefat etti.

Amcası Ebû Tâlib'in Himayesinde

Efendimiz dört yaşına kadar süt annesi Halîme'nin, altı
yaşına kadar annesi Âmine'nin, annesinin vefatı üzerine
sekiz yaşına kadar da dedesinin yanında kalmış, bundan
sonra onu amcası Ebû Tâlib himayesine almıştır. Ebû
Tâlib Peygamberimizin babası Abdullah'ın anne-baba bir
kardeşi idi. Peygamberimiz on yaşlarında iken kalabalık
bir aileye sahip bulunan amcası Ebû Tâlib'e yardımcı
olmak amacıyla bir süre çobanlık yapmıştır. Ebû Tâlib
maddî durumu iyi olmamasına rağmen şefkatlı bir amca
olarak Hz. Muhammed'i himaye etti. Şüphesiz onun bu
himayesinde hanımı Fâtıma bint Esed'in verdiği desteğin
önemi büyüktür.

Hz.Peygamber’in (S.A.V) Gençliği

Peygamberimizin çocukluğundan itibaren Cahiliyye
devrinin yaygın kötülüklerinden hiç birine bulaşmadı.
Putlara tapmadı, putlar için kesilen kurban etinden
yemedi. İçki ve kumar gibi kötü alışkanlıklardan uzak
durdu. Onun bu hususta ilahî koruma altında olduğu
anlaşılmaktadır. Kaynaklarda bu konuda kendisinden
nakledilen bazı rivayetler bulunmaktadır: Çocukluğunda
arkadaşlarıyla oyun oynarken taşları bir yerden bir yere
taşımak için elbiselerini kullanmaktaydılar. Ancak bu
sırada üstleri açıldığından Hz. Muhammed “Giy şu
elbiseni bakayım!” diye gaipten bir ses duymuş, bu uyarı
üzerine elbiselerini giyerek taşları omuzunda taşımaya
devam etmişti. Çobanlık yaptığı günlerde bir defasında
koyunlarını arkadaşına bırakarak Mekke’deki bir düğüne
katılmak için ayrıldı. Ancak Mekke’ye yaklaştığında
ansızın bastıran uyku yüzünden uyuyakaldı ve Câhiliye
adetlerine göre yapılan bu düğüne katılmaktan korunmuş
oldu. Bir defasında amcası ve halalarının aşırı ısrarı
üzerine Buvâne adı verilen yerde bulunan bir putu ziyaret
ve ibadet için onlarla birlikte gitmek zorunda kaldı. Oraya
vardıklarında bir süre gözden kayboldu. Aradan bir
müddet geçtikten sonra beti benzi sararmış vaziyette
titreyerek geldi. Halaları merak içinde ne olduğunu
sorunca olayı anlattı: “Ben bu putun yanına yaklaştığımda
beyazlar içinde uzun boylu bir adam yanıma gelip “Ey
Muhammed! Sakın puta el sürme; oradan uzaklaş” diye
beni ikaz etti.” Hz. Muhammed kendisine peygamberlik
verilinceye kadar bir daha Kureyşlilerin bu bayramına
katılmadığı gibi amcası ve halaları da bu konuda ona
baskı yapmadılar.

Ficâr Savaşına Katılması

Câhiliye döneminde Arap kabileleri arasında çeşitli
sebeplerle sık sık savaşların çıktığı bilinmektedir. Öyle ki,
her türlü düşmanlık ve mücadeleden el çekilmesi gereken,
kötülük yapmanın ve kan dökmenin yasak olduğu haram
aylarda (zilkade, zilhicce, muharrem, receb) bile
savaşların yapıldığı olurdu. Haram aylarda cereyan ettiği
için bu savaşlara Ficâr savaşı adı verilirdi. Hz. Peygamber
de gençliğinde böyle bir savaşa katılmak durumunda
kalmıştı. Onun katıldığı savaş "Eyyâmü'l-ficâri'l-evvel"
denilen birinci gurup ficâr savaşlarının dördüncüsü ve aynı
zamanda en şiddetlisi olmuştur. Bu savaş Kureyş-Kinâne
ve Kays-Aylân kabileleri arasında cereyan etmiştir.
Savaşın temel sebebi Benî Kinâne’den Berrâd b. Kays’ın
Hevâzin eşrafından Urve b. Utbe’yi öldürmesidir. Bu
savaşta Kureyşliler kabile asabiyeti sebebiyle Benî
Kinâne’nin yanında yer aldı. Harb b. Ümeyye, Kureyş ve
Kinâneliler’in başkumandanlığına getirildi. Kureyş’in
kollarından Hâşimoğulları’nın reisi ve Hz. Peygamber’in
amcası Ebû Tâlib haram aylarda bulundukları gerekçesiyle
Haşimoğulları’nın bu savaşa katılmasına razı olmadı.
Hâşimoğulları Zübeyr Bin. Abdülmuttalib komutasında
savaşa katıldı. Savaş, Kureyş ve müttefiki Kinâne’nin
zaferiyle sonuçlandı. Peygamberimizin bu savaşa
amcalarıyla birlikte katılmış fakat fiilen savaşmamıştır.

Hilfu'l-Fudûl Cemiyetinde Bulunması

Mekke'de kabileler arasında yaşanan ve bazen kan
dökülmesinin yasak olduğu haram aylarda dahi meydana
gelen çekişme ve çatışmalar, şehrin güvenli bir belde
olmasına gölge düşürmüştü. Çıkan çatışmaları ve
haksızlıkları önlemek için erdemli insanların yemini
anlamında Hilfü'l-fudûl meclisi toplanmış ve Peygamber
Efendimiz bu mecliste bulunmuştur.

Ticaretle Uğraşması ve Seyahatleri

Peygamberimiz (s.a.v.)de Mekke'deki birçok Kureyşli
gibi ticaret ile meşgul olmuştur. Kumaş ve tahıl ticaretiyle
uğraşan amcası Ebû Tâlib'e yardım etmek suretiyle ticaret
hayatına başlamış ve amcasının yaşlandığı yıllarda
kendisi ticarete devam etmiştir. Bu dönemde onun çeşitli
yerlere ticaret amacıyla seyahat ettiği bilinmektedir.
Câhiliye döneminin yaygın kötülüklerinin hiçbirine
bulaşmaksızın temiz bir hayat yaşayan Hz. Muhammed
çevresinde iffeti, mertliği, merhameti ve hak severliğinin
yanı sıra ticaret doğruluğu ve güvenilirliği sebebiyle
"Muhammedü'l-Emîn" veya sadece "el-Emîn" unvanıyla
bilinmekteydi.

Hz.Hatice İle Evliliği ve Mutlu Yuva

Mekke'nin tanınmış zenginlerinden olan Hatice,
kervanlarının başında bulunamıyor, onları ücretle tuttuğu
şahısların idaresinde gönderiyordu. Hatice, bu sıralarda
bir tavsiye üzerine çevresinde üstün ahlâk sahibi ve
güvenilir bir genç olarak tanınan Hz. Muhammed'le
(s.a.v.) ortaklık antlaşması yaptı ve başkalarına verdiği
ücretten daha fazlasını kendisine vereceğini belirtip kölesi
Meysere ile birlikte ticaret kervanını Suriye'ye
götürmesini istedi. O sırada yirmi beş yaşında olan
Peygamberimiz, Hz. Hatice'nin kölesi Meysere ile birlikte
kervanı Suriye'ye götürdü ve bu ticarî seyahatinden
oldukça kârlı bir şekilde döndü. Öyle ki, Hz. Hatice'nin bu
kervandan kazancı normal kazancının iki katı olmuştu. Bu
sonuçtan büyük memnuniyet duyan Hz. Hatice,
Peygamberimizin hissesini de iki kat ödedi ve onun dürüst
ve doğru sözlü olduğunu da bizzat görmüş oldu. Hz.
Hatice’nin peygamberimiz hakkındaki duyguları gün
geçtikçe güzelleşti ve Hz. Hatice bir süre sonra Hz.
Muhammed hakkında hissettiklerini Nefîse bint Ümeyye
(Münye) ile paylaştı ve ondan, uygun bir şekilde kimseye
belli etmeden Hz. Muhammed’le görüşüp bu husustaki
fikrini yoklamasını istedi. Daha sonar bu girişim evlilikle
sonuçlandı. Peygamber Efendimiz'in Hz. Hatice ile
evliliğinden iki erkek ve dört kız çocukları dünyaya geldi.
Erkek çocukları Kâsım ve Abdullah, kız çocukları da
Zeynep, Rukıyye, Ümmü Külsûm ve Fâtıma'dır.

Kâbe Hakemliği

Milâdî 605 yılında, Hz. Muhammed otuz beş yaşlarında
iken Kureyşliler Kâbe’yi tamire karar verdiler. Bütün
Kureyş kabileleri, aralarında kura çekerek tamir için
işbölümü yaptı Kâbe yeniden inşâ edildi. Ancak
Hacerülesved'in yerine yerleştirilmesi hususunda
anlaşmazlık çıktı. Çünkü bu şerefli görevi hiçbir kabile,
başkasına bırakmak istemiyordu. Tartışma birkaç gün
devam etti; hatta bu yüzden savaşmayı bile göze alanlar
oldu. Nihayet Kureyş'in ileri gelenlerinden Ebû Ümeyye
b. Mugîre, "Benî Şeybe kapısından Kâbe'ye ilk giren
kimsenin vereceği karara uyulmasını" teklif etti;
Kureyşliler bu teklifi benimseyip beklemeye başladılar.
Kapıdan Hz. Muhammed'in girdiği görülünce orada
bulunanlar "İşte el-Emîn, işte Muhammed geldi!" diyerek
memnuniyetlerini ifade ettiler. Hz. Muhammed, bir örtü
getirterek Hacerülesved'i onun üzerine koydu, bütün
kabile reislerinin iştirakiyle örtüyü kaldırdı, konulacağı
hizaya gelince de taşı kendi elleriyle alıp yerine
yerleştirdi. Böylece Kureyşliler arasında çıkmak üzere
olan bir çatışmanın da önüne geçilmiş oldu.

*

Çevrimdışı yeekici

  • *
  • 1
  • +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
1.   1-Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi adedi ilmike.

Manası: Ey Allahım ! efendimiz Hz. Muhammed'e (S.A.V.) ve efendimiz Hz.Muhammedin (S.A.V.) aline nihayetsiz olan ilminin adedince salatu selam ve bereketler ihsan eyle.

2- Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin el-müştemili alel hakayiki.

Manası:Allah'ım, Efendimiz MUHAMMED üzerine bütün hakikatlar ile O'na salat ve selam eyle

3-Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammedin ve sellim.

Manası:Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)

Riyâzül Ehadis adlı kitaptan alınmıştır. Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Cennette bir ağaç vardır ve ismi Mahbube' dir. Ak meyvesi olur, nardan küçük elmadan büyük, sütten ak, baldan tatlı ve kaymaktan yumuşaktır. O meyveden ancak bu salavata devam edenler yer."

4-Allahümme salli ala Muhammedin ve ala âli Muhammedin hatta yebka minessalati şey'ün, verham Muhammeden ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minerrahmeti şey’ün ve barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minel bereketi şey’ün ve sellim ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin hatta la yebka minesselami şey'ün.

Manası: (Ey Allah'ım, Muhammed Mustafa'ya ve aline öyle rahmet eyle ki rahmetinden onlara kavuşmayan asla bir şey kalmasın. Muhammedi ve alini öyle esirge ki onlara ulaşmayan asla rahmet kalmasın. Muhammed Mustafa'ya ve O'nun aline öyle salat ve selam eyle ki onlara kavuşmayan hiç bir selam kalmış olmasın.)

Ezhar adlı kitaptan, İbni Ömer (ra)' den rivayetle: Bir gün Efendimizin huzurunda, bir devenin hırsızlığı sebebiyle iki kişi birbirinden davacı iken deve lisâna gelmiş ve gerçek sahibini söylemişti. Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (sas) deve sahibine; "Sen ne okudun ki Medine' nin mahalleleri melekler ile doldu ve deve konuştu?", diye sordu. Bunun üzerine adam aşağıdaki salavat-ı şerifeyi okuduğunu söyledi. Peygamber Efendimiz (sas) de buyurdular ki; "Senin yarın, sıratı geçerken yüzün ayın ondördü gibi nurlu ola!."

5-Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin adede ma ehate bihi ilmüke ve ma cera bihi kelamüke.

Manası: Allah'ım, kalemin cari olduğu ve ilmin ihata erdiği kadar Efendimiz Muhammed Mustafa'ya rahmet eyle, salat eyle.

6-Allahümme salli ve sellim ala gayetil âlemine ve ayetil âlemine.

Manas: Allah'ım, Muhammed üzerine alemlerin sayısınca rahmet eyle, mübarek eyle. O'na alemler sayısınca salatü selam olsun.

7-Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin kema yenbeği lişerefi nübüvvetihi ve li izami kadrihil azim.

Manası: Ey Allah'ım, Efendimiz Muhammed üzerine rahmet ve bereket kıl ki, şan ve şerefine ve yüce büyüklüğüne layık olsun.

8-Allahümme salli ala men hatemte bihirrisalete ve eyyedtehu binnasri vel kevseri veşşefaati.

Manası: Ey Allah'ım, kendisiyle Peygamberliği hidayete erdirdiğin; yardımın, havzı kevser ve şefaat selahiyetiyle desteklediğin Muhammed Aleyhisselama salat ve selam buyur.

9-Allahümme salli ve sellim ala seyyidina ve nebiyyina ve habibina Muhammedin fil evvelin.

Manası: Ey Allah'ım, Efendimiz, Peygamberimiz, sevgilimiz olan Muhammed üzerine rahmet eyle, salat ve selam eyle.

10-Allahümme salli ve sellim ala seyyidina ve nebiyyina ve habibina Muhammedin fil ahirin.

Manası: Ey Allah'ım, sonrakiler arasında da Efendimiz, Peygamberimiz, sevgilimiz olan Muhammed'e rahmet eyle, salat ve selam eyle

11-Allâhümme salli alâ Muhammedin ve enzilhül münzelel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti

Manası:Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut'a) indir.

Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;
"Kim bu salavati okursa benim sefaatim ona vacib olur."

Kadı İyaz' ın Şifâ-i Şerif Kitabından, Zeydülhab (ra)' dan rivayetle: Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Kim bu salavatı okursa benim şefaatim ona vacib olur."

Allâhümme salli alâ Muhammedin ve enzilhül münzelel mukarrebe ındeke yevmel kıyâmeti.

İmam-ı Malik Hazretlerinin Muvattâ' sında, İmam Ahmed ibni Hambel Hazretlerinin Müsnedinde bulunan ve Ruveyfâ bini Sâbitil Ensâri (ra)' den rivayetle: Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Her kim bana salavat verirse sonunda bunu okusun."

Allâhümme enzilhül mak'adel mukarrebe ındeke yevmel kıyâmeti.

12- Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûlike ve alel mü'minîne vel mü'minât vel müslimîne vel müslimât

Manası: Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat (Rahmet) et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.

Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;
"Bir kimse malinin çok olmasini istiyorsa, bu suretle salavat okusun."

Ebu Said-i Hudri (ra)' den rivayetle: Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Her fakir kimse sadaka verenlerin sevabı kadar sevab almak isterse bu vechile salavat versin."

13-Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ emertenâ en nusalliye aleyh,

Ezhâr-ül Ehadis Kitabında, Enes İbni Mâlik (ra)' den rivayetle, Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Şu geçen kimsenin hergün kazandığı kadar hiç kimse amel edemez çünkü Cebrail (as) bana bildirdi ki, bu kimse hergün on defa şu salavâtı verir."

14-Allâhümme salli alâ Muhammedin abdike ve resûliken nebiyyil ümmiyyi.

Enes Ibn-i Mâlik' ten rivayetle: Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;"Kim Cuma günleri bu sekilde salavat getirirse Hak Teâlâ onun seksen yillik günahini affeder "

15- Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ hüve ehlühû, Allâhümme salli alâ Muhammedin kemâ tuhibbü ve terdâ lehû

Ravzatul Ehbab kitabında, Ebubekir Sıddık (ra)' dan rivayetle: Peygamber Efendimiz (sas) sağ tarafına oturmuşlardı, bu esnada kapıdan birisi girdi ve Efendimiz bu zâtı benimle kendi arasına oturttu. Adam gittikten sonra buyurdu ki; "Bu kişi bana şu şekilde salavat verir, onun için ona ikrâm et."

16- Salavâtullâhi ve melâiketihî ve enbiyâihî ve rusülihi ve cemîi halkihî alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âlihî ve aleyhisselâm ve rahmetullâhi ve berekâtühû.

Riyâzil Müzekkirin kitabından alınmıştır. Hz. Ali (krv) Efendimiz buyurdular ki; "Her kimse günde on kere ve Cuma gününde yüz kere bu şekilde salavat verirse inşAllah kıyamet gününde Efendimiz (sas) elinden tutar."
Ihyâ-i Ulûm kitabinda Imam Gazâli buyurmuslardir ki;
"Her kim yedi Cuma, yedişer defa bu şekilde salavat verirse insAllah Efendimizin sallAllahu aleyhi ve sellem şefaatine nail olur.
17-.Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi adede kemalillahi ve kema yeliyku bi kemalih.
70 bin salavat kıymetinde bir salavat olduğu söylenir
18-Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin adede ma fi ilmillahi salaten daimeten bi devami mülkillah.

Allah'im! Efendimiz Muhammed'e Senin ilminde bulunanlar sayısınca ve mülkün devam ettigi sürece salat ve selam eyle

Hz. Fatıma buyurmuş: Bir kimse bu salavatı bir kere okursa denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa bunun sevabını yazmakla bitiremez.

19- Allâhümme enzilhül mak'adel mukarrebe indeke yevmel kiyâmeti

Manası: Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut'a) indir.

Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki;
"Kim bu salavati okursa benim sefaatim ona vacib olur."
"Her kim bana salavat verirse sonunda bunu okusun."

20 *Allahümme salli ala Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahim’e ve Musa ve İsa ve Yusuf ve Yahya ve Eyyüp ve Harun ve İsmail ve İshak ve Yakup ve İdris ve Süleyman ve Zekeriya ve Zülkif ve Hud ve Sit ve Salih ve Zülkarneyn ve Şuayp ve Hızır ve İlyas ve Davut ve Lokman ve Uzeyr ve Yunus ve Lut ve Yuşa ve Danyal ve Ehli beyti Mustafa ve ma beynehum minen nebiyyine vel mürselin, salavatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain

Manası: Allahım ! Hz.Muhammed'e(S.A.V.), Hz.Adem, Hz.Nuh,Hz.İbrahim,Hz.İsa(A.S.V.) ve bunların arasında (gelip geçmiş bütün) peygamberlere rahmet ihsan eyle.

21*Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve eshâbihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve zürriyyetihî ve ehli beytihi Mustafa ve ashârihi ve ensârihî ve muhibbîhi ve ümmetihî ve aleynâ meahüm ecmaîn.

Şifa-i Şerif kitabından, Hasan Basri Hazretlerinden rivayetle. Buyurmuştur ki; "Her kim sevgili Peygamber Efendimizin havzından (Kevser Havuzu) içmek isterse, şu şekilde salavat versin."

22-*SubbanAllahi ve bihamdihi SubhanAllahil azim, estağfirullahe ve etübu ileyh
Manası:Her türlü noksanlıktan münezzeh olan ve kemal sahibi olan Allaha hamd ederim.

Âişe radıyAllahu anhâ şöyle dedi:
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem vefatından önce sık sık “SübhânAllahi ve bi-hamdihî, estağfirullâhe ve etûbü ileyh: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim” derdi.Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220
SübhânAllahi ve bi-hamdihî zikrinin önemini Resûl-i Ekrem Efendimiz muhtelif ifadelerle dile getirmiştir. 1415 numaralı hadiste geçtiği üzere, bu zikrin “Allah’ın en çok hoşlandığı söz” olduğunu söylemiştir.1413 numaralı hadiste gördüğümüz üzere“Bir kimse günde yüz defa sübhânAllahi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır”buyurmuştur. Yine 1442 numaralı hadiste okuduğumuz üzere sübhânAllahi ve bi-hamdihî diyen kimseye “cennette bir hurma ağacı dikileceğini” müjdelemiştir. Tövbe ve istiğfâr etmenin faziletini ve değerini ise üzerinde durduğumuz bu konudaki hadislerden anlamaktayız.
Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in Rabbine kavuşacağını bildiği günlerde bu zikri dilinden düşürmemesi, onun önemini göstermeye yeterlidir.
115 numaralı hadiste hem bu rivayet hem de onun benzeri birkaç rivayet bir arada bulunmaktadır. Onlardan öğrendiğimize göre Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, hem tesbihi hem hamdi hem de tövbe ve istiğfârı ihtiva eden bu zikri, Mekke’nin fethinden sonra kıldığı namazlarda, özellikle bu namazların rükû ve secdesinde çokça okumaya başlamıştı. Hz. Âişe bunun sebebini sordu. Peygamber aleyhisselâm da “Rabbim bana ümmetimde bir alâmet göreceğimi, onu gördüğüm zaman bu zikri çokça söylememi emretmişti. Ben de alâmeti gördüm”buyurdu (Müslim, Salât 220). Demek oluyor ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz Mekke’nin müslümanların eline geçmesinden, müslümanların düşmanları karşısında büyük bir zafer kazanmasından ötürü Allah’a şükrünü, hamdini ifade ediyordu. Bunu ona, “İzâ câe nasrullâhi ve’l-feth” diye başlayan 110. Nasr sûresini göndermekle Cenâb-ı Hak emretmiş ve “Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit, Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir” buyurmuştu.

("SübhanAllah" diyen Uhuddan daha büyük sevaba kavuşur. "La ilahe illAllah" ve "Allahü ekber" demek de böyledir.) [Beyheki]
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

"Kim bayram günü 300 defa :"SübhanAllahi ve bi hamdihi" der ve bunu Müslümanların ölülerine hediye ederse;her mü'minin kabrine 1.000 nur girer ve o kişi vefat ettiği zaman Allahü teala kendisinin kabri için de 1.000 nur verir."

(Taberani,Meu'cemü'l-Evsat,1/357)
(Allah indinde en kıymetli söz, "SübhanAllahi ve bihamdihi"dir.) [Müslim]

("SübhanAllah" diyen Uhuddan daha büyük sevaba kavuşur. "La ilahe illAllah" ve "Allahü ekber" demek de böyledir.) [Beyheki]

(Gece ibadeti zor gelen, hayra mal sarf edemeyen veya düşmanla savaşmaya korkan, çok SübhanAllahi ve bihamdihi desin. Bu, Allah yolunda harcayacağı bir altın dağdan daha kıymetlidir) [Taberani]
(Dilde hafif, terazide ağır ve bağışlayıcı olan Allah indinde en kıymetli iki cümle: "SübhanAllahi ve bihamdihi, SübhanAllahilazim") [Müslim]

(Şu beş şeyi dilinizden düşürmeyin: SübhanAllah, Elhamdülillah, La ilahe illAllah ve La havle vela kuvvete illa billah.) [Taberani]

23-Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve tekabbel sefâatehül kübrâ ve erfe'a derecetehül ulyâ ve âtihî sü'lehû fil âhireti vel ûlâ kemâ âteyte Ibrâhîme ve Mûsâ.

Her kim bu şekilde salavat-i şerife verirlerse, Efendimiz kendisine, ana, baba ve yakınlarına inşAllah şefaatte bulunur."

24- Allahümme salli ala Muhammedin ve enzilhül münzelel mükarrabe minke yevmel kıyameh*
Manası:
Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut'a) indir.
Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdu: "Kim bu salavat-i serifeyi okuyarak üzerime salavat getirirse sefaatim ona vacip olmustur."

25 Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihı lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym*
Manası: Allahım! Kapalılıkları açan,geçmişe son veren,hakka hakikatla destek olan, mahlukatı senin doğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed’e, O’nun aline ve ashabına O’nun yüce kadrü kıymetince salat eyle, selam eyle ve O’nu mübarek kıl.

26-Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi adede in’amillahi ve ifdalih

Seyyid Ahmed Savi Hazretleri buyuruyor:
“Bu salavat-ı şerife mü’min bir kul için dünya ve ahirette rızık kapılarının açılmasına bir vesiledir.Bu o kadar faziletli bir salavat-ı şerifedir ki, sevabını melekler yazmakla bitiremezler.”

27-Allahümme lekel hamdu la ilahe illa ente rabbi ve ene abduke , Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi adede in’amillahi ve ifdalih

Seyyid Ahmed Savi Hazretleri buyuruyor:
“Bu salavat-ı şerife mü’min bir kul için dünya ve ahirette rızık kapılarının açılmasına bir vesiledir.Bu o kadar faziletli bir salavat-ı şerifedir ki, sevabını melekler yazmakla bitiremezler.”

28-"Lâ ilâhe illellâhu adede kelimâtihi Lâ ilâhe illellâhu adede halkıhî Lâ ilâhe illellâhu zînete arşihi ,Lâ ilâhe illellâhu mile semâvâtihi Lâ ilâhe illellâhu misle zalike meahü vel hamdülillâhi misle zalike meahü,Allâhummeğfir li zunûbi"

"Allah'ın kelimeleri adedince Lâ ilahe illAllah. Yarattıkları adedince Lâ ilahe illAllah, Arş ağırlığınca Lâ ilahe illAllah. Semâlar dolusu Lâ ilahe illAllah. Bunlarla beraber bunların mislince Lâ ilahe illAllah. Bunlarla beraber bunların mislince Elhamdülillah." Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası." (el-Camıu's-Sağîr)

29-Allahümme salli ala Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve Süleyman ve Davut ve Yahya ve Yakup ve Yunus ve Yusuf ve Sit ve İdris ve Hud ve Salih ve Zülkarneyn ve Lut ve İsmail ve İshak ve Eyüp ve Şuayp ve Harun ve Hızır ve İlyas ve Zülkif ve Lokman ve Uzeyr ve Zekeriya ve Yuşa ve Danyal ve Ehli beyti Mustafa ve ma beynehüm minen nebiyyine vel mürseliyn, Salavatüllahi ve selamühü aleyhim ecmain.Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstekımi, sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil azim.
________________________________________
Ya Rabbi başta Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) olmak üzere bütün resul, nebi, elçi, evliya,asfiya ve onların iman etmiş ailelerine, ümmetlerine,sahabelere,tabiin ve tebai tabiine,Ehli Beyti Mustafa’ya, ailelerimize, sevdiğin kullarına,şehitlere,gazilere, mazlumlara,gariplere, yetim ve öksüzlere, akrabalarımıza,erenlere,şakirtlere,müritlere,cennet ehline,bütün alemlerdeki iman ehline,Senin rızan için çalışanlara, meleklere, zebanilere; Yarattıkların adedince,atomlar, rüzgarlar,moleküller,ışık huzmeleri, yağmurlar, karlar ,kumlar, yapraklar,sayılar,harfler, düşünceler, nesneler, ruhlar, nefesler, hareketler adedince,Seni tespih eden taneler adedince okunmuş Kuranlar, dualar,salavatlar ve Efendimizin Şefaatiyle birlikte Rabbim Senin Sıfatların büyüklüğünce selamımız ve hediyemiz olsun.El Fatiha

 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

  Konu / Başlatan replies Son İleti
0 replies
2291 views
Son İleti 25 Şubat 2011, 22:17:52
Gönderen: busegül
4 replies
5327 views
Son İleti 09 Aralık 2011, 21:15:00
Gönderen: D®agon
0 replies
1834 views
Son İleti 13 Şubat 2014, 14:16:10
Gönderen: Uyanan Gençlik
0 replies
407 views
Son İleti 19 Mart 2017, 16:47:20
Gönderen: Nadya
0 replies
363 views
Son İleti 08 Nisan 2017, 12:20:19
Gönderen: Ders Hocası
0 replies
469 views
Son İleti 08 Nisan 2017, 12:22:48
Gönderen: Ders Hocası
0 replies
309 views
Son İleti 10 Eylül 2018, 13:39:44
Gönderen: Uyanan Gençlik
0 replies
74 views
Son İleti 10 Eylül 2019, 19:03:46
Gönderen: D®agon
0 replies
88 views
Son İleti 10 Eylül 2019, 19:27:43
Gönderen: D®agon
0 replies
353 views
Son İleti 10 Ekim 2019, 09:40:44
Gönderen: Ders Hocası