Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı

  • 4 replies
  • 4893 views

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı yunushan

  • ****
  • 251
  • +23/-1
  • Cinsiyet: Bay
Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı
« : 12 Kasım 2010, 18:30:11 »



Fatih Müftülüğü 1991 yıllığında hakkındaki bilgiler şöyledir:

1931 yılında Of’a bağlı Tavşanlı (Miço) köyünde doğdu. İlk tahsilini babası ile eniştesi Hacı Dursun Feyzi Güven Efendi’den aldı. Hıfzını da Of’ta tamamladı. Tefsir, hadis, kelam ve tasavvuf gibi dini ilimlerde tam bir vukufiyeti vardır. 1960 yılına kadar İstanbul’da Ali Haydar Efendi’nin sohbetlerine devam ederek feyz aldı. Nakşî tarikatının Halid-i koluna mensup olan Ali Haydar Efendi’nin arzuları ile İsmailağa camisine imam hatip oldu. Çok harap durumda olan cami yeniden ve aslına uygun olarak restore ettirildi. 1.5.1954 yılında resmen bu camide göreve başladı. 1 Ağustos 1960 tarihinde hocasının vefatı üzerine hilafet ve irşad görevlerini üzerine almıştır. İlminden, irfanından istifade etmek üzere her gün etrafında yüzlerce cemaat toplanmakta ve onlara İslam dininin farz, vacip, sünnet gibi prensiplerini telkin etmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır. Müftülük sicil numarası 8130’dur.



Kendi ifadesiyle biyografisi şöyledir:
Hacı Mustafa oğlu Ali Efendi ile Tufan Vanlıoğlu’nun kızı Fatma Hanım’dan 1929 yılında Trabzon ilinin Of ilçesi Tavşanlı köyünde dünyaya geldim. Hayatın ilerleyen günlerinde yaşıtlarım arasında ezilmemem için günün adeti üzere rahmetli annemin isteği üzerine nüfusa 1931 yılı doğumlu olarak kaydedildim.

Hafızlığımı rahmetli annem Fatma Hanım’ın hocalığında babamın kontrolünde tamamladım. Daha sonra köyümüz hocalarından talim ve benzeri dersleri ikmal ettim. Yine köyümüzün hocalarından Mustafa İbrahimoğlu ve Hasan İbrahimoğlu hocalardan da Yasin Suresi tefsiri okudum.
Yakın köyümüz olan Balaban köyünde Hoca Vahap Efendi’den Emsile- bina kitaplarını okudum. Ramazan vazifesini yapmak üzere Kayseri’ye gittim. Burada Tesbihçizade Hacı Ahmet Efendi ile karşılaştım ve kendisinden bir yıl Arapça okudum. Subha-i sıbyan, Tuhbe-i Vehbi, Avamil ve İhzar isimli kitabın iğrab bahsini bu hocamdan tahsil ettim.

Kayseri dönüşünde memleketimizin tanınmış hocalarından ve dersiamlarından Süleymaniye Medreselerinden mezun ve dersiamlık unvanına sahip Dursun Feyzi Güven Efendi Hoca’ya ilim tahsil etmek üzere intisab ettim. Bu esnada köyümüzün tanınmış ailelerinden Vanlıoğlu Abbas Efendi’nin kızı Zehra Hanım ile evlendim. Ben ilim tahsili ile meşgul iken o benim her türlü yükümü çekti ve bana biri Kur’an öğreticisi olmak üzere iki erkek ve bir kız çocuğu büyüttü.


16 yaşıma geldiğimde İslami ilimlerden icazet aldım. Talebelik arkadaşlarım arasında vaiz Abdullah Vanlıoğlu ve İlyaz Vanlıoğlu’nu sayabilirim. Ayrıca askere gitmeden önce bir grup talebeme icazet verdim.

Yetiştirmiş olduğum talebeler içinde pek çoğu Diyanet teşkilatımızda vaiz, imam hatip, müezzin-kayyım olarak hizmet etmişlerdir.
Vatan hizmetini yapmak üzere piyade olarak amcamın oğlu Mustafa Ustaosmanoğlu ile birlikte Bursa’ya gittim. Askerlik vazifem esnasında Bandırma’da Nakşî Şeyhi Ali Rıza Bezzaz Efendi tarafından yaptırılan camiye ibadet maksadı ile gidip gelirken Şeyhülislamlık makamında pek çok görevde bulunan Nakşî Şeyhlerinden Ali Haydar Gürbüzler Efendi ile tanıştım.

Askerliğimi tamamladıktan sonra Ali Haydar Hoca Efendi’nin irşadı ve rehberliği ile İstanbul’da İsmailağa Camiine imam olarak göreve başladım. 1960 yılında muhterem hocam üstadım Şeyh Ali Haydar Efendi’nin vefatı üzerine irşat vazifesi ile görevlendirildim. 42 yıl din hizmetinde bulunduğum Diyanet Teşkilatımızdan 1996 tarihinde 65 yaşımı doldurduğum için emekliye ayrıldım.

Bu süre zarfındaki ilmi birikimimi memleketimiz insanı ve Müslüman kardeşlerimizle paylaşabilmek amacı ile Rûhu’l-Furkan isimli bir tefsiri kaleme almaya başladım. Şu ana kadar Allah’a hamd-ü senalar olsun 12 cildini tamamladım. Ayrıca yapmış olduğum sohbetler 4 cilt halinde yayınlanmıştır.
Halen sağlığım elverdiği ölçüde devam etmeye çalışıyorum.
Şu an yaptığınız hiçbir iş, Kılınmayı bekleyen vakit namazından daha önemli degildir


*

Çevrimdışı yunushan

  • ****
  • 251
  • +23/-1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı
« Yanıtla #1 : 12 Kasım 2010, 18:34:44 »
HAKKINDA YAZILANLAR

Fitne-fesada asla taraftar olmadım olmam da
Zaman 27 Ekim 2006

İsmailağa Camii emekli imamı Mahmut Ustaosmanoğlu, basında ilk kez Zaman^a konuştu ve fotoğraf çektirdi.

İsmailağa cemaatini terör örgütleri ile ilişkilendiren haberlerin medyada yer almasının kendisini derinden üzdüğünü belirten Ustaosmanoğlu, "Manen ve madden ülkemizin kalkınması, huzur içerisinde olmasına katkı ile dahili fitne ve harici kötü niyetli davranışlara karşı insanlarımızı uyarmaya gayret ettik. Asla fitne ve fesada taraftar olmadık ve olmayacağız. Hayatımızın hiçbir döneminde meşruiyet dışında olmadık ve olmayacağız." dedi.

Medyanın peşinde koştuğu Mahmut Ustaosmanoğlu, gündemdeki konuları Zaman^a değerlendirdi. Hakkındaki yalan haberlerle ilgili rahatsızlığını ifade eden hocaefendi, her türlü tahrike rağmen çevresindekilere sükûnet telkininde bulunmuş. Çok sevdiği talebesi Bayram Ali Öztürk^ü kaybettikleri için mazlum durumda olmalarına rağmen ^hilaf-ı hakikat^ olarak nitelendirdiği haberler yüzünden tartışılır konuma düşürülmekten şikayetçi. "Ne şekilde olursa olsun camide cinayet işlenmesini tasvip etmemiz mümkün değildir." diyor. Bazı kişi ve örgütlerin, camide yaşanan vahim hadiseleri fırsat bilerek cemaati kendi çirkin emellerine alet etmeye çalıştığını vurguluyor.

Ustaosmanoğlu, "Medyada camimiz ve çevresinde yaşayan birçoğu cami cemaati olan insanlar hakkında hilafı hakikat haberler, asılsız ve hayali yakıştırmalarla esasta mağdur ve mazlum durumda iken aksine aleyhimize iftira mahiyetinde zanlar oluşturma gayretlerine şahit olduk." diyor. Hayatı boyunca vatanı ve milleti için hayır hizmette bulunan bir kimse olarak kendisine yapılan bu yakıştırmalardan dolayı ağır rahatsızlık geçirdiğini dile getiriyor. ^Hayatımızın hiçbir döneminde meşruiyet dışında olmadık ve olmayacağız.^ ifadelerini kullanan Ustaosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Fitne ve fesada taraftar olmadık ve olmayacağız. Müessesevi bir hüviyetimiz olmadığı gibi hiçbir şahıs ya da grupla hususi mahiyette bir münasebetimiz de olmamıştır. Böyle bir ihtiyaç ya da niyet içerisinde de olmadık. Hal böyle iken; bazı şahıs mihrak veya grupların değişik ancak iyi niyetli olmadığı aşikar maksatlarla kendilerini bizimle irtibatlı gösterme teşebbüslerini üzüntü ile izliyorum. Hangi maksatla olursa olsun bu teşebbüslerin tamamen iftira mahiyetinde olduğunu açıkça belirtiyorum."
^Kimseye benim adıma konuşma yetkisi vermedim^
Ustaosmanoğlu, Fatih Çarşamba^da yaşayan bir kısım vatandaşın cübbeli, çarşaflı fotoğraf ve görüntülerinin medyada yer almasından ve aşağılanmasından da şikayetçi oluyor. "Bir kısım cami cemaati ile bazı yakınlarının kıyafetlerinin benzeşmesi ya da farklılıklar göstermesi hiçbir özel maksada matuf değildir. Bol ve rahat olduğu için tercih ediliyor." diyerek, sıradan bir tercihin insanların hususi hayatları çerçevesinde saygıyla ve anlayışla karşılanması gerektiğine vurgu yapıyor.
Mahmut Ustaosmanoğlu, bazı yayın organları tarafından konuşmalarının alıntı yapılarak, kendi adına yayınlanmasından da rahatsız. Üstüne basa basa, "Kimse bizi temsil etmiyor. Bizi temsil etmeleri için de kimseye yetki vermedik." diyor ve ekliyor: "Bazı kimseler sözde bizi veya hayali bir gruplaşmayı temsil ediyormuşçasına medyada yer alarak beyanat veriyor. Bunların hiçbirisi ile doğrudan ya da dolaylı alakamız bulunmadığını açıkça ifade ediyorum. Bu hususta şahsım adına beyanda bulunmak üzere hiçbir kimse veya kuruluşa yetki vermedim. Aksi durumda böyle bir yetkiyi vermem halinde de bunu önceden uygun şekilde açıklarım."

^Camide yaşanan vahim hadiseyi fırsat bilenler oldu^

Ustaosmanoğlu, birtakım kişi ve örgütlerin camide yaşanan vahim hadiseleri fırsat bilerek İsmailağa Camii cemaatini ısrarla ^provokasyon kokan^ tavırlarla kendi çirkin emellerine alet etmeye çalıştığına da vurgu yapıyor. Konuyla ilgili sorumuza şu cevabı veriyor: "Ülkemizin huzurunu hem de şahsımızı ve uzun süre vazife yaptığımız camiyi ve cami cemaatini bu faaliyetlere alet etme gayretlerini üzüntü ile izliyorum. Hiçbir şüphem yok ki devletimiz bu çirkin ve özel maksatlı faaliyetleri takip ediyor, gerekli tedbirleri alarak kendi halinde masum ve temiz insanların manen ve madden üzülmelerine, zarar görmelerine mahal vermeyecektir."

Bayram Ali Öztürk Hoca^nın öldürülmesi hakkında yorum yapmaktan kaçınan Ustaosmanoğlu, konu üzerinde emniyetin çalıştığını belirterek, "Ne şekilde olursa olsun camide cinayet işlenmesini hiçbir şekilde tasvip etmemiz mümkün değildir." diyor. Yaşanan bütün tahriklere rağmen İsmailağa Camii cemaatinin oyuna gelmeyeceğinin altını çiziyor. Çevresindeki kimselere güveninin tam olduğunu anlatırken, şu ifadeleri kullanıyor: "Biliyorum ki gerçek mümin kardeşlerim hiçbir zaman ülkeleri ve içinde yaşadıkları toplum aleyhine bir faaliyet içerisinde bulunmazlar, buna izin vermezler." Cami cemaati hizmetlerinin sadece ^İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı^nın desteğiyle yürütüldüğüne vurgu yapan Ustaosmanoğlu, bu vakfın da kanunlara uygun bir şekilde hizmetlerini yaptığına dikkat çekiyor.
Şu an yaptığınız hiçbir iş, Kılınmayı bekleyen vakit namazından daha önemli degildir


*

Çevrimdışı yunushan

  • ****
  • 251
  • +23/-1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı
« Yanıtla #2 : 12 Kasım 2010, 18:35:28 »
ARTIK VAAZ VERMİYOR

Hocaefendi İmam-Hatip olarak görev yaptığı İsmailağa Camii başta olmak üzere birçok camide vaaz ediyordu. Pazar günleri sabah namazından sonra Sultan Selim Camii'nde yaptığı sohbetler ise irşad tarihinde ayrı bir yere sahip. Sohbetler, sabah namazından sonra olmasına rağmen cami erken saatlerde dolar vaazı çevredeki camilerden dinlenirdi.

Misafir hocaefendilerin okuduğu aşırların tefsir edildiği sohbetler işrak vaktine kadar devam ederdi. Bu sohbetlerde öğrencilerin aldığı notlar da 1995 yılından itibaren Sohbetler ismiyle kitaplaştırılmaya başlandı. Ortaya oldukça hacimli 4 ciltlik bir eser çıkarken 1998 yılında sona eren sohbetler Hocaefendi'nin rahatsızlığından dolayı bir daha başlayamadı.

Konuların vaaz üslubunda ve sade bir dille işlendiği "Sohbetler" kitabı İslami disiplinlerin kompozisyonundan ibaret. Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin başta İmam Rabbani'nin Mektubat'ı olmak üzere bir çok eserle ilgili yaptığı açıklayıcı sohbetler ve derslerinde tutulan notlardan oluşan bir çok kitabı da bulunuyor.
Şu an yaptığınız hiçbir iş, Kılınmayı bekleyen vakit namazından daha önemli degildir


*

Çevrimdışı yunushan

  • ****
  • 251
  • +23/-1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı
« Yanıtla #3 : 12 Kasım 2010, 18:36:14 »
Dilencinin hor görülmesine izin vermedi


Tasavvuf büyüklerinin hayat dilleri, konuşma dillerinden daha etkili oluyor. Mahmud Hocaefendi'nin hayatında da tasavvuf büyüklerinin geleneksel yaşantısını bütün güzellikleriyle görmek mümkün. İstanbul'un en ücra köşelerindeki ihtiyacı olan insanların İsmailağa Camii'ne gelmesi, caminin kapısını adeta sadaka taşına dönüştürüyor. Hocaefendi'nin, "Sizden sadaka isteyen kişi, atın üzerinde dahi olsa yine ona sadaka veriniz" buyruğunu sürekli hatırlatması cemaatin hayır duygularını diri tutuyor. Bir sohbetinde cami kapısında bekleyen dilencilere nasıl davranılması gerektiğini anlatırken, cemaatten birisi kalkıp "Efendim! Onlar burayı istismar ediyor. Mehmet Ağa Camii'ne kadar açık geliyor, orada tesettüre bürünüyorlar. Bunlara bu halde sadaka verilir mi?" diye sorduğunda, Hocaefendi kızdığını belli eder bir ses tonuyla "Onların da sizin de sahibiniz Cenab-ı Hakk'tır. Mevla Teala o halde onlara müsaade ediyor, rızık veriyor da siz ne hakla onlara engel oluyorsunuz. Yanlış bir durum varsa o kolluk kuvvetlerinin işidir. Onlara havale edin. Kardeşlerim! Bizim dilenciye karışma yetkimiz yok. Onu azarlayamayız" cevabını vermişti.


SULUKULE'Yİ İRFANA AÇTI


Hocaefendi'nin sadaka konusunda ki hassasiyetinden haberdar olan muhtaçlar camiye giriş-çıkış saatlerini iyi bilir, güzergahında sağlı sollu beklerlerdi. Mahmut Hocaefendi'nin dilencilerin onurunu koruyan bu duruşu, Sulukule gibi vukuatın bol olduğu semtlerin kapısını da ilim ve irfana açtı. Mahmud Hocaefendi'nin bir zamanlar vaaz verdiği Edirnekapı Mihrimah Sultan Camiî Sulukule'de ikamet eden vatandaşlar tarafından dolduruluyordu.


Mektubat okutmak ilim ister


Bayram Ali Öztürk "muhakkik, muttaki, mücahit" bir ilim adamıydı. Hem İlahiyat Fakültesi'ni bitirmiş, hem de devrin önemli ilim adamlarından dersler almıştı. Mahmud Hocaefendi, Sadreddin Yüksel ve Mehmet Savaş gibi ileri gelen alimlerin ders halkalarında bulundu. Fatih ve İsmailağa Camilerinde tahsil ettiği ilmi, onu genç yaşta hoca kürsüsüne oturttu. Mahmut Hocaefendi öğrencileri arasında O'na ayrı bir alaka gösterdiği için "Mektubat"ı okuyup, şerhetme görevini Ona vermişti. Bayram Ali Öztürk, İmam-ı Rabbani'nden bahsederken "Sultan" kelimesini kullanırdı. Mektubat derslerinde zamanla o derece uzmanlaştı ki bir çok hocanın okumaya dahi cesaret edemediği mektupları şerhediyordu.
Şu an yaptığınız hiçbir iş, Kılınmayı bekleyen vakit namazından daha önemli degildir


*

Çevrimdışı yunushan

  • ****
  • 251
  • +23/-1
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Mahmut Ustaosmanoğlu (k.s.) Hayatı
« Yanıtla #4 : 12 Kasım 2010, 18:37:22 »
Ustaosmanoğlu nasıl bir insan?

Evinde ağırladığı misafirlerin sofrasını kendisi kuruyor, musafaha yaptığı kişiler ellerini çekinceye kadar o da elini çekmiyor. Şahsına karşı bir tavır söz konusu olduğunda kesinlikle karşılık vermiyor, sevenlerini de sükunetlerini muhafaza etmeleri için ikaz ediyor. Her yaştan insanın eğitim görmesini istiyor ve 60 yaşlarına gelen kişilere dahi okumayı tavsiye ediyor. Büyük alimlerden Abdulhalik Gücdüvani'nin şu vasiyyetine bağlı kalınmasını istiyor:

"Fıkıh ve hadis ilmini öğren, cahil sûfilerden uzak dur, malın fıkıh kitapları olsun. Birisi medh ettiği zaman gururlanma, kınayınca da üzülme. İnsanlardan dünyevi bir şey isteme, affedici, lutfedici ehli ol. Allah Teala'nın sana verdiklerini sen de halka dağıt." Helal-haram konusunda Ali Haydar Efendi'nin şu sözünü sık sık tekrarlıyor:

"İnsanoğlu helal ile haramı ağzıyla ayırt edemez. İnsan için helalinden pişirmiş olduğu tavuğun tadı ile çalınmış tavuğun tadı aynıdır. Haram ile helal arasını ancak fıkıh ayırır.
Medya kuruluşlarını takip etmiyor, fakat öğrencileri düzenli olarak günlük haberleri kendisine aktarıyor.
Dünya haberleri konusunda en çok Çeçenistan başta olmak üzere muzdarip Müslüman ülkelerle ilgili gelişmeleri soruyor.
Şu an yaptığınız hiçbir iş, Kılınmayı bekleyen vakit namazından daha önemli degildir


 

Bunlarda İlginizi Çekebilir

  Konu / Başlatan replies Son İleti
0 replies
2199 views
Son İleti 12 Mart 2009, 11:11:02
Gönderen: Nadya
0 replies
2297 views
Son İleti 12 Mart 2009, 11:15:17
Gönderen: Nadya
0 replies
2010 views
Son İleti 16 Ocak 2010, 11:14:31
Gönderen: dolun@y
0 replies
1985 views
Son İleti 10 Şubat 2011, 09:39:28
Gönderen: busegül
0 replies
1488 views
Son İleti 30 Ocak 2012, 20:41:26
Gönderen: busegül
0 replies
1137 views
Son İleti 15 Nisan 2013, 21:56:33
Gönderen: Bilgecan
0 replies
1199 views
Son İleti 13 Haziran 2013, 17:13:34
Gönderen: busegül
0 replies
997 views
Son İleti 13 Haziran 2013, 17:53:27
Gönderen: busegül
0 replies
1398 views
Son İleti 19 Haziran 2013, 14:35:24
Gönderen: busegül
0 replies
614 views
Son İleti 08 Ekim 2016, 18:40:57
Gönderen: Uyanan Gençlik