Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
1
Kur’an’da adı ve görevleri belirtilen meleklerden biri de Kirâmen Kâtibîn melekleridir. Bunlar, insanın sağında ve solunda bulunurlar. Herkesin yaptığı iyilik ve kötülükleri kaydetmek üzere Allah (c.c.) tarafından örevlendirilmişlerdir.

Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır. Onlar, yapmakta olduklarınızı bilir.”
2
Cebrail (a.s.): Vahiy meleği olarak bilinir. Çünkü bu meleğin görevi,
ilahi vahiyleri peygamberlere ulaştırmaktır. Allah’ın (c.c.) bildirdiği
mesajları, emir ve yasakları, haberleri peygamberlere iletmektir.

Mikâil (a.s.): Tabiat olaylarını ve canlıların rızıklarını idare etmekle
görevli melektir.

İsrafil (a.s.): Kıyamet günü sûra üflemekle görevli olan melektir.
Kur’an’da belirtildiğine göre İsrafil (a.s.), sûra, biri kıyametin kopması,
diğeri de yeniden diriliş sırasında olmak üzere iki kez üfleyecektir.

Azrail (a.s.): Allah’ın (c.c.) emri ve izniyle eceli gelenlerin canını
almakla görevlidir. Kur’an’da ismi açıkça geçmese de “melekü’l-mevt” yani “ölüm meleği” nitelemesiyle Azrail’e (a.s.) dikkat çekilir.
3
Melek ve Ahiret İnancı / Meleklerin Özellikleri nelerdir?
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası Bugün, 12:50:17 »
Bütün varlıkları olduğu gibi melekleri de Allah (c.c.) yaratmıştır. Melekler, insanlardan önce yaratılmıştır. Kur’an’da, ilk insan Hz. Âdem (a.s.) yaratılmadan önce Allah’ın (c.c.) meleklerle konuştuğu anlatılmaktadır.

Melekler, kendine has özellikleri olan manevi varlıklardır. Kur’an-ı
Kerim’de ve Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde, meleklerin varlığından bahsedildiği gibi onların bazı özelliklerinden de söz edilir.

MELEKLER'İN ÖZELLİKLERİ:
- Nurdan yaratılmış varlıklardır.
- Allah (c.c.) ne emrederse onu yaparlar.
- Kısa zamanda uzun mesafelere ulaşabilirler.
- Zaman zaman insan şekline bürünebilirler.
- İnsanların iyiliğini ve hayrını isterler.
- Cinsiyeti olmayan varlıklardır. Evlenip çoğalmazlar.
- Gözle görülemez, duyu organlarıyla algılanamazlar.
- Yeme, içmeye ihtiyaç duymazlar.
- Meleklerin kanatları vardır.
4
İslam’da gayb âlemine ilişkin en önemli unsurlardan biri, melek kavramıdır. Bu kavram, sözlükte; haberci, elçi, güç ve kuvvet sahibi, yöneten gibi anlamlara gelir. İslami bir kavram olarak ise Allah’ın (c.c.) emirlerine tam itaat eden, iyi nitelikteki ruhani varlıklara melek denir.

Meleklere iman, İslam dininin temel inanç esaslarından biridir. Bundan dolayıdır ki her Müslüman, meleklerin varlığına gönülden ve şüphe etmeksizin inanır. Bu konuda hiçbir tereddüt yaşamaz. Çünkü sözlerin en doğrusunu söyleyen Allah (c.c.) ve onun kutlu elçisi Hz. Muhammed (s.a.v.)*, meleklerin varlığını bizlere açık bir şekilde haber vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de, meleklere
imanın inanç esasları arasında olduğu açık ve kesin bir şekilde ifade edilir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de hadislerinde meleklere inanmayı, imanın şartları arasında saymıştır. Kendisine “İman nedir?” diye sorulduğunda şu açıklamayı yapmıştır:
“İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.
5
Melek ve Ahiret İnancı / İnsan, her şeyi görebilir mi? Niçin?
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası Bugün, 12:42:34 »
 İnsanın duyu organlarının algılama gücü sınırsız değildir. Bu sebeple onun bilmesi, duyması, işitmesi ve görmesi sınırlıdır. Bizler her şeyi göremeyiz ve duyu organlarımızla algılayamayız. Dolayısıyla göremediğimiz şeyleri yok kabul etmek son derece yanlış bir tutumdur. Örneğin akıl, ruh, sevgi, merhamet, şefkat vb. varlıkları göremiyoruz ama bunların varlığını kabul ediyoruz.

Allah (c.c.), gözle görülenlerin dışında görülemeyen bazı varlıklar da yaratmıştır. Bunların başlıcaları melekler, cinler ve şeytandır. Biz; melekleri, cinleri, şeytanı gözlerimizle göremeyiz ve duyu organlarımızla algılayamayız. Çünkü onlar, duyu organlarımızla algılayabileceğimiz özelliklerde yaratılmamışlardır. Ama biz yine de hem meleklerin ve cinlerin hem de şeytanın var olduğuna, şüphe etmeksizin inanırız. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde bu varlıklardan söz edilmektedir. Meleklerin, cinlerin ve şeytanın bazı özellikleri açıklanmaktadır.

6
Kaza ve Kader / Bir Ayet Tanıyorum: Ayet el- Kürsi ve Anlamı
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 21 Eylül 2019, 14:23:26  »
Ayet el-Kürsi, Bakara suresinin 255. ayetidir. İçinde “kürsi” sözcüğü geçtiği için
bu isimle anılır. Ayet, Yüce Allah’ın eşsiz sıfatlarını ve gücünü anlatır.

Yüce Allah Ayet el-Kürside İslam inancına ait hususları bizlere özet bir şekilde
bildirmiştir. Bu ayette Allah’ın (c.c.) birliği vurgulanarak İslam’ın en temel ilkesi
olan tevhit üzerine durulmuştur. Kainattaki bütün olayların O’nun ilmi, iradesi ve kudretiyle gerçekleştiğine değinilmiştir. Yüce Allah’ın bütün kâinatın sahibi olduğu, her şeyin Allah’a (c.c.) ait olduğu, bütün işlerin ancak O’nun izniyle gerçekleşeceği ayette geçen diğer hususlardır.

Ayet el-Kürsi farz namazlardan sonra Allah’tan (c.c.) yardım ve koruma istemek için okunur. Hz. Peygamber “Bir farz namazın ardından Ayet el-Kürsi’yi okuyan kimse, sonraki namaza kadar Allah’ın himayesi altındadır.”67 buyurarak vakit namazlarından sonra Ayet el-Kürsi’yi okumayı tavsiye etmiştir.
Hz. Peygamber insanın başına gelebilecek kötülük ve felaketlere karşı da Allah’a (c.c.) sığınarak bu ayetin okunmasını tavsiye etmiştir. “Her kim akşam olunca Mü’min suresini baştan üçüncü ayetine kadar ve Ayet el-Kürsi’yi okuyacak olursa bu iki Kur’an kıraati sayesinde sabaha kadar muhafaza olunur. Kim de aynı şeyleri sabahleyin okursa onlar sayesinde akşama kadar muhafaza edilir.”68

Ayet el-Kürsi’yi namazlardan sonra, yatağa yatınca69, güne ve geceye başlarken okumak hadislerde tavsiye edilmiştir. Ayrıca bunların dışında, ifade ettiği anlamın farkında olarak sık sık okunması gerektiği hadislerden çıkan bir sonuçtur.



Okunuşu
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te’huzühû sinetün velâ nevm, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ard, men zellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih, ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm, ve lâ yühîtûne bi şey’in min ilmihî illâ bimâ şâ’, vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard, ve lâ yeûdühû hifzuhümâ, ve hüvel aliyyül azîm.

Anlamı
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. Onu ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise onun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Onun sonsuz kudreti, gökleri ve yeri kaplar. Onları görüp gözetmek ona ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca odur.
7
Kaza ve Kader / Bir Peygamber Tanıyorum: Hz. Musa (a.s.) Hayatı
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 21 Eylül 2019, 14:00:53  »
Eski Mısır’da krallara Firavun adı verilirdi. Hz. Musa’nın (a.s.) doğduğu zamandaki Firavun halka zulmediyordu. Hz. İbrahim’in (a.s.) soyundan gelen İsrailoğullarına da türlü işkenceler yapıyordu. Gördüğü bir rüya sebebiyle bütün erkek çocukların öldürülmesini emretti. (45 bk. Kasas suresi, 4. ayet.)

Firavun’un askerleri bu emri uygulamaya başladı. Hz. Musa (a.s.) tam bu sırada dünyaya gelmişti. Yeni doğan Musa’yı Yüce Allah bir lütuf olarak elbette kurtaracak ve onun emniyetini sağlayacaktı. Yüce Allah Hz. Musa’nın
(a.s.) annesine “…Onu emzir, başına bir şey gelmesinden endişe ettiğinde onu nehre bırak. Korkup kaygılanma. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız…” diye vahyetti. (46 Kasas suresi, 7. ayet.)

Bu vahye uyan anne, yavrusunu Firavun’un askerlerinden korumak için nehre bıraktı. Ablasına da “Onu izle.” dedi. (47 bk. Kasas suresi, 11. ayet.)

Musa’yı (a.s) taşıyan sandık, dalgalarla sürüklenerek Allah’ın (c.c.) izniyle Firavun’un sarayına ulaştı. Firavun’un karısı çocuğu görünce kalbinde ona karşı bir sevgi doğdu. Firavun ise onu öldürmek istedi. Kur’an-ı Kerim, bu olayı şöyle anlatır:

“Firavun’un karısı, ‘o, senin ve benim göz aydınlığımız, muradımız olsun! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur veya onu evlât ediniriz.’ demişti. Onlar işin farkında değillerdi.” (48 Kasas suresi, 9. ayet.)

Yüce Allah Hz. Musa’yı (a.s.) korudu ve annesini ona sütanne olarak kavuşturdu. Kur’an-ı Kerim, bu olayı şöyle anlatır: “Biz önceden onun, başka sütanneleri kabul etmesini engellemiştik. Bunun üzerine ablası, ‘Sizin adınıza onun bakımını üstlenecek, üzerine titreyecek bir aile bulayım mı?’ dedi. Böylelikle biz annesinin gönlü rahatlasın, gam çekmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye onu annesine geri verdik; fakat oradakilerin çoğu bunu bilmiyorlardı.” (49 Kasas suresi, 12-13. ayetler.)

Böylece Allah’ın (c.c.) takdiriyle Hz. Musa (a.s.), Firavun’un sarayında fakat kendi annesinin kucağında emniyet içinde büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandı. Olgunluk çağına geldi.

Musa (a.s.) olgunluk çağına gelince Medyen şehrine gitti. Orada bir su kuyusunun etrafında hayvanlarına su içiren insanlara rastladı. Bu durum Kur’an’ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Medyen suyuna vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup insanla karşılaştı. Onların biraz ötesinde de hayvanlarının suya gelmesini) engelleyen iki kadın gördü. Onlara, ‘meseleniz nedir?’ diye sordu. ‘Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (hayvanlarımızı) sulayamayız; babamız da çok yaşlıdır.’ dediler. Musa (a.s.) onlara yardım etti ve hayvanlarına su içirdi. Sonra gölgeye çekildi: ‘Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım.’ dedi” (50 Kasas suresi, 23-24. ayetler.)

Bu iki kızın babası Hz. Musa’yı (a.s.) evine davet etti. Aralarında bir anlaşma yaptılar. Hz. Musa (a.s.) bu anlaşma gereği bu adamın yanında on yıl çobanlık yaptı ve kızlarından biriyle evlendi. On yılı tamamlayınca Mısır’a geri dönmeye karar verdi. (51 bk. Kasas suresi, 27. ayet.)

Musa (a.s.) bu süreyi doldurup eşiyle birlikte yolda giderken Allah (c.c.) tarafından kendisine peygamberlik görevi verilmiştir. Firavun’u ve Mısır halkını Allah’ın (c.c.) varlığına ve birliğine inanmaya çağıracak bir elçi olarak seçilmiştir.52 (52 bk. Kasas suresi. 30. ayet.)

Hz. Musa (a.s.) bu görevin ne kadar ağır bir yük olduğunu biliyordu. Onun için Allah’a (c.c.) şöyle dua etti: “Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.” (53 Kasas suresi, 34. ayet.)

Yüce Allah da onun bu duasını “…Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir güç vereceğiz ki, bu sayede size erişemeyecekler, mûcizelerimizle siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.”54 buyurarak kabul etti. (54 Kasas suresi, 35. ayet.)

Yüce Allah, Hz. Musa’nın (a.s.) kardeşi Harun ile birlikte Firavuna gitmesini ve onu hakka davet etmesini isteyerek şöyle buyurmuştur: “İkiniz beraber Firavun’a gidin, çünkü o sınırı çok aştı. Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslûpla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer.” (55 Tâhâ suresi, 43-44. ayetler.)

Hz. Musa’nın (a.s.) davetini kabul etmeyen Firavun onu zindana atmakla tehdit etti. Yüce Allah Hz. Musa’yı (a.s.) birtakım mucizelerle destekledi. Asâsı kocaman bir yılan oldu. (56 bk. Tâhâ suresi, 20. ayet.)

Elini koynuna sokup çıkarınca gözleri kamaştıran bir nur gibi parlayıverdi. (57 bk. Neml suresi, 12. ayet.)

Bu mucizeler karşısında şaşkına dönen Firavun iman etmemekte direndi.
Bunun üzerine en ünlü sihirbazlarını toplayarak Hz. Musa’yı (a.s.) mağlup edebileceğini düşündü. Sihirbazlar Hz. Musa’ya (a.s.) karşı halkın önünde yarışa giriştiler.

“(Sihirbazlar), ‘Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da önce atanlar biz olalım.’ dediler. (Mûsâ), ‘Siz atın.’ dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar. Biz de
Mûsâ’ya ‘Asânı at!’ diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor! Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yaptıklarının asılsız olduğu anlaşıldı. İşte Firavun ve kavmi orada yenildiler ve küçük düşüp yarıştan çekildiler. Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. ‘Âlemlerin Rabbine, Mûsâ ve Hârûn’un Rabbine iman ettik.’ dediler.” (58 A’râf suresi, 115-122. ayetler.)

Sihirbazların iman etmesi Firavun’u iyice kızdırdı ve onları ağır işkenceler altında öldürmekle tehdit etti. Ancak sihirbazlar Allah’ın (c.c.) kudreti karşısında Firavun’un hiçbir gücü olmadığını, Allah’ın (c.c.) her şeyden üstün olduğunu anlamışlardı. Firavun’un tehditlerine aldırış etmeden Müslüman oldular ve böyle ölmenin en büyük şeref olacağını söylediler. (59 bk. A’râf suresi, 126. ayet.)

Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.), Firavun’un iman etmesi için çok çaba sarfettiler. Ancak Firavun bir türlü yola gelmedi ve küfürde ısrar ederek insanlara karşı zulmünü artırdı. Bunun üzerine Hz. Musa (a.s.) kavmini toplayarak Filistin’e doğru yola çıktı. Firavun bu durumu fark edince ordusuyla beraber Hz. Musa (a.s.) ve İsrailoğullarını takip etmeye başladı. İsrailoğulları Firavun ve ordusunu görünce korkmaya başladılar. Çünkü önlerinde deniz arkalarında ise gaddar bir kral ile ordusu vardı. İsrailoğulları “Yakalandık ey Musa!” diye sızlanmaya başladılar. (60 bk. Şuarâ suresi, 61 ayet.)

Bu olayın devamı ayette şöyle geçmektedir: “Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.” dedi. Bunun üzerine Musa’ya, “Asân ile denize vur!” diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı, her parça koca bir dağ gibi oldu. Ötekilerini de oraya getirdik. Mûsâ’yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık...” (61 Şuarâ suresi, 62-65. ayetler.)

Firavun ise ordusuyla birlikte onların peşine düştü ve hepsi denizde boğulup gitti. (62 bk. Tâhâ suresi, 78. ayet.)

İşte böylece Yüce Allah yeryüzünde bozgunculuk yapanları cezalandırmış, Allah’a (c.c.) inanıp peygamberinin peşinden gidenleri ödüllendirmişti.

Hz. Musa (a.s.), Allah’ın (c.c.) çağrısı gereği kardeşi Hz. Harun’u (a.s.) yerine vekil bırakıp kavminden bir müddet ayrıldı. (63 bk. A’râf suresi, 142. ayet.)

Kırk gün sonra geri döndüğünde halkının Samiri adlı birinin ayartması ile ziynet eşyalarını eriterek buzağıya benzeyen bir put yaptığını gördü. (bk. Tâhâ suresi, 85. ayet.)

Hz. Harun (a.s.) onları engellemeye çalışmıştı ve onlara:
“…Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.” demişti.  (Tâhâ suresi, 90. ayet.)

Hz. Musa (a.s.) bu manzarayı görünce çok öfkelendi ve önce kardeşi Harun’a kızdı. Arkasından kavmine dönerek: “… Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmamış mıydı? Peki size bu süre çok mu uzun geldi, yoksa Rabbinizin gazabına uğramak istediniz de onun için mi bana verdiğiniz sözden döndünüz!” dedi. ( Tâhâ suresi, 86. ayet.)

Hz. Musa (a.s.) çocukluğundan itibaren Allah’ın (c.c.) koruması ve gözetmesi altındaydı. Kardeşi Harun da o peygamber olduktan sonra onun en büyük destekçisi oldu. Hz. Musa (a.s.) ve kardeşi Hz. Harun (a.s.), dünya yaratıldığı günden beri devam etmekte olan hak ve batıl mücadelesinin iki büyük peygamberidir. Firavun gibi bir güç karşısında Allah’ın (c.c.) yardımıyla sergiledikleri vakur, asil ve sabırlı duruş kötülüklerle mücadele konusunda hepimiz için güzel bir örnektir.
8
Çıkmış Sorular / AÖF Tefsir -2019 Yaz Okulu - Çıkmış Sınav Soruları
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 16 Eylül 2019, 18:22:22  »
1. Lokman suresi 2. ayette Kur'an'ın niteliği olarak zikredilen, aynı zamanda Allah'ın sıfatlarından biri olan kelime aşağıdakilerden hangisidir?
A) Metîn
B) Hakîm
C) Azîm
D) Kerîm
E) Azîz

2. Kur’an-ı Kerim’in inişiyle ilgili olan “müneccemen” ifadesinin anlamı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yıldızlaştırarak
B) Eleştiriden uzak olarak
C) Parça parça
D) Muhatapları dikkate alarak
E) Konuları göz önüne alarak

3. Lokman suresi 22. ayetine göre "içten bir kulluk sergileyerek Allah'a yönelme" anlamına gelen kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) Müşfik
B) Mü'min
C) Muhlis
D) Muhsin
E) Müslim

4. 'Yevmü'd-dîn' ifadesinin anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Zelil kılma
B) Din günü
C) Hizmet
D) Tutulan yol
E) Üstün gelme

5. Aşağıdakilerden hangisi Nûh Sûresi 21-24. ayetlerde geçen, Nuh kavminin ilahlarından biridir?
A) Menât
B) Hübel
C) Uzzâ
D) Vedd
E) Lât

6. Aşağıdakilerden hangisi Allah’ın ilim ile ilgili sıfatlarından biridir?
A) Tevvâb
B) Ğafûr
C) Habîr
D) Kadîr
E) Azîz

7. Aşağıdakilerden hangisi Mülk sûresinin isimlerinden biridir?
A) Melâike
B) Berâe
C) Dehr
D) Kıtâl
E) Münciye

8. Aşağıdakilerden hangisi Nûh sûresinde yer alan konulardan biridir?
A) Her şeyin Allah’ı tesbih etmesi
B) Bitkilerin yaratılışı
C) Nûh (as) ’un duası
D) Hayvanların yaratılışı
E) Lut (as) ’un duası

9. Hucurât suresinin ana konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Temel ahlaki değerler ve davranışlar
B) Cennet ve cehennem tasvirleri
C) Peygamber kıssaları
D) Kur'an'ın hak olduğunun delilleri
E) Medineli Yahudilerin akıbetleri

10. Haşr suresindeki bilgilere göre sürgünü hak eden Nadîroğulları yurtlarını hangi yönlerden mahvetmişlerdir?
A) Vatandaşlık hakları-topraklarındaki mülkiyet hakları
B) Yaşam tarzları-dinleri
C) Topraklarındaki mülkiyet hakları-yaşam hakları
D) Vatandaşlık hakları-insan hakları
E) Dinleri-ırkları

11. Allah’ın “Azîz” sıfatının anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak, kutsalın kaynağı
B) Kudret, izzet ve şeref sahibi, mutlak üstün ve yüce olan
C) İslâm, kurtuluş, huzur ve esenliğin kaynağı
D) Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi
E) İman, güven ve emniyet veren

12. Aşağıdakilerden hangisi Hucurât suresinin ana kavramlarından biri değildir?
A) Kıst
B) Minnet
C) Zan
D) Cihad
E) Nebe'

13. "Takvâ" kavramıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Allah'a karşı derin saygı şuuru içinde bulunmaktır.
B) Haramlardan sakınmaktır.
C) Allah bilincini sürekli zihinde canlı tutmaktır.
D) Allah'ın emirlerini harfiyen yerine getirmektir.
E) İnsanlarla iyi geçinmektir.

14. ------- kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve İslam’ın esası olan davranışları yerine getirmek olarak tanımlanan kavramdır.
Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yeri aşağıdakilerden hangisi doğru şekilde
tamamlar?
A) İman
B) Tevekkül
C) Salih amel
D) Takva
E) Tevbe

15. Aşağıdakilerden hangisi, Kur’ân bütünlüğünde “Muttakî” anlamına
gelmektedir?
A) Câhid mü’min
B) Müsamahakâr mü’min
C) Münîb mü’min
D) Müşfik mü’min
E) Zâhid mü’min

16. Allah’a ortak koşanlara ne ad verilir?
A) Müstekbir
B) Münafık
C) Kâfir
D) Müşrik
E) Fâsık

17. Aşağıdakilerden hangisi, “Ha-Be-Be” kökünün kök anlamı değildir?
A) Engel olmak
B) Bağlı olmak
C) Bağlanmak
D) Bağlılık
E) Bir yerde sürekli durmak

18. Arapça'da fitnenin kökü olan f-t-n’nin ilk temel anlamı aşağıdakilerden hangisidir?
A) İbtilâ
B) Yakmak
C) İmtihân
D) Saptırma
E) Zulüm

19. Aşağıdakilerden hangisi Kur'an'da fitne kavramının anlamını karşılayan
kelimelerdendir?
A) Mübahele
B) Mücâdele
C) İğvâ
D) Müdafaa
E) İnsâf

20. Aşağıdakilerden hangisi Kur’ân siyakında “sevgi” anlamına gelen kelimelerden biri değildir?
A) Hanân
B) Sabâbe
C) Şeğaf
D) Ğarâm
E) Şevk


CEVAP ANAHTARI
1. B
2. C
3. D
4. B
5. D
6. C
7. E
8. C
9. A
10. A
11. B
12. D
13. E
14. A
15. E
16. D
17. A
18. B
19. C
20. E





9
1. Tanrı ve diğer dinî kavramların bireyler tarafından nasıl anlaşıldığı ve tasavvur edildiğini ölçerek anlam haritaları oluşturmaya çalışan Din Psikolojisi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mülâkatlar
B) Semantik analiz
C) Deneyler
D) Tutum ölçekleri
E) Sistemli gözlemler

2. Aşağıdakilerden hangisi Din Psikolojisi'nin amaçlarından biridir?
A) Tanrı’nın varlığını ispatlamaya çalışmak
B) Dinî metinleri yorumlamak
C) Bireylerin dinî yaşayış ve davranışlarını tasvir etmek
D) Bir din ya da mezhebin diğerine üstünlüğünü ispatlamak
E) Dinin kaynağı, özü ve hakikati konusunda hüküm yürütmek

3. Aşağıdakilerden hangisi iç güdümlü dindarların sahip olduğu özelliklerden
biridir?
A) İç güdümlü dindarlar kendilerini dinî değerlere değil, dinî değerleri kendilerine uyarlarlar.
B) İç güdümlü dindarlar için din, toplumsal makam, itibar, kimlik kazandırma, güvenlik sağlama, yoksunlukları teselli ve telafi etme, kendilerini haklı çıkarmanın aracıdır.
C) İç güdümlü dindarlar için din benliğin hizmetinde bir değerdir.
D) İç güdümlü dindarlar kendilerini dine uyumlu hale getirme çabası içerisindedirler.
E) İç güdümlü dindarlar dinî inanç ve değerlere ancak ihtiyaç durumunda başvururlar.

4. Dua, namaz, oruç, hac, kurban, kutsal kitabı okuma, ayin gibi dinî uygulamalar dindarlığın aşağıdaki hangi boyutunu oluşturur?
A) Zihinsel
B) İdeolojik
C) Etki
D) Tecrübe
E) Törensel

5. Aşağıdakilerden hangisi sosyal çevrede gerçekleşen öğrenme süreçleri arasında yer almaz?
A) Özdeşleme
B) Gözlemleme
C) Aidiyet
D) Taklit
E) Model alma

6. Allah'a yönelik dinî bir kabiliyet ve hazır oluşluk anlamında kullanılan kavram aşağıdakilerden hangisidir?
A) İhsan
B) Ahlak
C) Fıtrat
D) Vahdet
E) Vicdan

7. Bireyin kendini benimsemesi, onaylaması ve kendine değer vermesine ne ad verilir?
A) Bencillik
B) Benlik saygısı
C) Kimlik
D) Benlik
E) Karakter

8. Din Psikolojisi literatüründe "dindarlık" veya "dinî hayat" kavramları bireyin hangi yönelimine karşılık gelir?
A) Duygusal yönelimlerine
B) Sosyal ilişkilerdeki duyarlılığına
C) Ahiret hayatına yönelik çalışmalarına
D) Metafizik beklentilerine
E) Allah ile uyumlu bir hayat yaşama çabasına

9. Aşağıdakilerden hangisi dindarlığın çok boyutlu ölçeklerinden biri değildir?
A) Algı
B) Duygu
C) Bilgi
D) İbadet
E) İnanç

10. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'de yapılan araştırmalara göre, eğitim seviyesi ve dindarlık arasındaki ilişki ile ilgili bulgulardan biridir?
A) Eğtim seviyesi yükseldikçe dindarlık azalır.
B) Eğitim seviyesi düştükçe dinî kurallara uygun yönelişler azalır.
C) Eğitim seviyesi düştükçe yardımlaşma davranışı düşer.
D) Eğitim seviyesi yükseldikçe ibadetlere devam sıklığı artar.
E) Eğitim seviyesi yükseldikçe dini-sosyal etkinliklere katılım artar.

11. Aşağıdakilerden hangisi bireyin ergenlik dönemi dinî gelişiminde etkili olan sosyal faktörlerden biri değildir?
A) Aile
B) Bireyselleşme
C) Okul
D) Dinî kurumlar
E) Arkadaş etkisi

12. Aşağıdakilerden hangisi çocukluk dönemi dindarlığının gelişim karakteristiklerinden biri değildir?
A) Himaye altında bulunma
B) Düşünmeden kabul
C) Benmerkezcilik
D) İradecilik
E) Taklit ve telkin şeklinde öğrenme

13. Aşağıdakilerden hangisi, imanda bilişsel yapıya temel teşkil eden bilginin
özelliklerinden biri değildir?
A) Vahye dayalı olması
B) İnsanın kavrayış alanını aşması
C) Değer hükmü taşıması
D) Değişime kapalı olması
E) Deneyle elde edilebilmesi

14. İnanan kişinin imanını derinleştirme ve olgunlaştırma çabasına olumlu katkılarda bulunan şüphe çeşidi aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Sadakat şüphesi
B) İnkârcı şüphe
C) Arayış şüphesi
D) Bencillik şüphesi
E) Kavramsal şüphe

15. I. Kavramlar arasında ilişki kurar.
II. Dünya görüşlerini yapılandırır.
III. Hayata dair anlamlar üretir.
Yukarıdakilerden hangileri Tanrı tasavvurunun işlevleri arasında yer alır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III

16. Çocuklarda tasavvurların oluşumuna kaynaklık eden ve onların ilk Tanrı
tasavvurlarının en derin ve en önemli kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Arkadaş grubu
B) Okul
C) Anne ve baba
D) Toplum
E) Dinî çevre

17. Dinî ritüeller ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Dinî duyguları geliştirirler.
B) Dindarlığın toplumsal boyutunu oluştururlar.
C) Birlik ve bütünlük ruhunu canlı tutarlar.
D) İbadet içinde yer alırlar.
E) Dinî inancı kuvvetlendirirler.

18. Aşağıdakilerden hangisi duanın tanımından çıkarılabilecek kavramlardan biridir?
A) Allah ile iletişim kurma
B) Allah’ın varlığını düşünme
C) Şikâyette bulunma
D) Sıkıntıda olma
E) Rahatlama

19. Kendi dinini ve diğer dinleri araştırarak, ilahi kitabı ve dinle ilgili diğer kitapları okuyarak din değiştiren kişilerde görülen din değiştirme tipi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Deneysel tip
B) Entelektüel tip
C) Mistik tip
D) Yeniden uyanış tipi
E) Duygusal tip

20. Aşağıdakilerden hangisi Gazâli’ye göre tövbenin boyutlarından biridir?
A) Değerlendirme
B) İsteklilik
C) Düşünme
D) Pişmanlık
E) Kabullenme


CEVAP ANAHTARI:
1. B
2. C
3. D
4. E
5. C
6. C
7. B
8. E
9. A
10. A
11. B
12. D
13. E
14. A
15. E
16. C
17. D
18. A
19. B
20. D
10
1. Arı, on binlerce yıldır aynı işi en kusursuz bir biçimde yapar: Düzgün, geometrik ölçülerle peteğini örer ve bin bir çiçek tozundan topladığı
balını, bir kimya laboratuvarının imbiklerinden daha üstün biçimde süzer. Oysa insanoğlu uğraştığı on binlerce işi binlerce yıldır giderek geliştirmekte ve hâlâ en kusursuza ulaşmaya çalışmaktadır.
Yukarıdaki parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi ağır basmaktadır?
A) Tanıklama
B) Tanımlama
C) Tanıtlama
D) Örneklendirme
E) Karşılaştırma

2. Üç noktanın kullanımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Konuşma bölümlerinde, duraksama veya kekelemeyi belirtmek için kullanılır.
B) Konuyla ilgili örneklerin devam ettiğini bildirmek için kullanılır.
C) Soruyu pekiştirmek için kullanılır.
D) Karşılıklı konuşmalarda cevap verilmediğini belirtmek için kullanılır.
E) Ünlem ve soru işaretinden sonra anlatımı pekiştirmek için kullanılır.

3. Sokrates şöyle der() ()Gençler() Mutlaka evlenin() Eşiniz iyi çıkarsa mutlu() kötü çıkarsa benim gibi filozof olursunuz() ()
Yukarıdaki cümlede parantezle () gösterilen yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getirilmelidir?
A) (:) (") (!) (.) (;) (.) (")
B) (.) (") (,) (.) (;) (.) (")
C) (;) (") (!) (.) (:) (.) (")
D) (,) (") (,) (.) (;) (.) (")
E) (:) (") (!) (.) (;) (!) (")

4. Yaşlılık, çoğu zaman yaşamın çaresizliği ile dolu bir dönem olarak olumsuz şekilde değerlendirilir. Oysaki yaşlılık dönemine ulaşmak başarı olarak
da değerlendirilebilir. Yaşlılıkta bireylerin, yaşam deneyimleri sayesinde yaşadıkları sıkıntılarla daha güçlü bir biçimde baş etmesi beklenir.
Özellikle ileri yaştaki bireylerden sıklıkla “bugünkü aklımla gençliğimde olsaydım” düşüncesi, ileri yaşlarda daha bilgece düşüncelerin arttığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, yaşlılık döneminde sağlık ve fiziksel güç
bakımından bazı sorunlar, yaşlının gücünü önemli ölçüde azaltır. Bu durum, yaşlının yaşamdan aldığı doyumun düşmesine neden olur. Yaşlılıkta yaşam doyumu için yaşamda yalnızca olumsuz şeylerle başa çıkmamak değil
aynı zamanda olumlu nitelikleri inşa ederek değişim yaratmayı da gerektirir.
Yukarıdaki parçanın başlığı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Yaşlanma ve Sağlık
B) Yaşlılıkta Yaşam Doyumu
C) Yaşlılıkta Olumsuzluklarla Başa Çıkma
D) Yaşlılık ve Çaresizlik
E) Yaşlanma ve Tecrübe

5. 1916 ya da 1917 güzü sonuna doğru doğmuşum. Babamın Kur’an üzerine yazdığı not 1332 Aralık ayı. Milâdi’ye çevrilince 1917 yılının 9 Ocak günü
oluyor, doğruysa. Ha bir yıl önce ha bir yıl sonra, ne önemi var, denilebilir. Bence önemli. O kış kıyamet günlerinde annem de tifo ya da tifüsten ağır hasta. Göç ederken bir kağnı üstünde de doğabilirdim. Annem çok sağlam yapılı bir köylü ağa kızıydı. İnatçı, acımasız, pratik zekâlı... Yaşı belli değildi. Hiç perhiz etmedi, 90’ına doğru öldü.
Yukarıdaki parça aşağıdaki yazı türlerinden hangisine örnektir?
A) Söyleşi
B) Gezi yazısı
C) Yaşam öyküsü
D) Öz yaşam öyküsü
E) Öykü

6. Türk edebiyatında "ruznâme" olarak da adlandırılan edebî tür aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eleştiri
B) Röportaj
C) Fıkra
D) Deneme
E) Günlük


7. Söyleşi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Anlatılanları kanıtlama çabası vardır.
B) Anlatımında yalınlık, duruluk, içtenlik egemendir.
C) Genellikle günlük sanat olaylarını ele alır.
D) Öznel bir anlatımı vardır.
E) Sıkça devrik cümlelere rastlanır.

8. "Özel isimlere eklenen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz."
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan yazım yanlışı vardır?
A) Annesi bir süre Türkçedeki ekler üzerine çalışmış.
B) Almanlar tatil için Alanya’yı tercih ediyorlar.
C) Yeni atanan öğretmenin Nevşehir’li olduğu söylendi
D) Nice Mevlana’lar çıkar bu topraklardan.
E) Minibüse Tepebaşı’ndan mı bineceksin?

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ki"nin yazımı yanlıştır?
A) Benimki küçük bir şakaydı sadece...
B) Şu Boğaz Harbi nedir, var mı ki dünyada bir eşi?
C) Evin önündeki sarmaşık gözümün önünden hiç gitmez.
D) Burası o kadar güzeldiki, herkes ona imrenirdi.
E) Bir gün camı açtım ki, ufuk bir kara perde...

10. Karar yazılırken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Karar yazısının başına sırasıyla karar tarihi ve günü, karar numarası, oturum yeri ve saati yazılır.
B) Giriş bölümünde katılımcılar belirtilir.
C) Üyelerin konuya ilişkin görüşleri ve tartışma sonuçları maddeler halinde yazılır.
D) Karar yazısı “Oy birliğiyle karar verildi.” veya “Oy çokluğuyla karar verildi.” ifadelerinden biriyle sonlandırılır.
E) Karar yazısının en altına toplantı başkanı ve üyelerinin adları, soyadları yazılır ve bu kişiler kararı imzalarlar.

11. "Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni
Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni
Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni"
Yukarıdaki dizeler aşağıdaki şiir türlerinden hangisine örnektir?
A) Lirik
B) Epik
C) Dramatik
D) Satirik
E) Didaktik

12. Bilimsel bir yazıya başlık seçimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Başlık çok uzun ya da çok kısa olmamalıdır.
B) İçeriği özetle yansıtan özgün bir isim seçilmelidir.
C) Başlıkta çok genel ifadeler kullanılmamalıdır.
D) Söz dizimi hatası içermemelidir.
E) Başlıkta kısaltmalara yer verilir.

13. Aşağıdakilerden hangisi okur topluluğuna yönelik roman türlerinden biridir?
A) İzlenimci roman
B) Egzotik roman
C) Çocuk romanı
D) Gerçekçi roman
E) Töre romanı

14. Bu tür 14. yüzyılın ilk yarısında İtalyan yazar Boccacio’nun "Decameron" adlı kitabı ile ortaya çıkmıştır. Dünya edebiyatında Victor Hugo, Stendhal, Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy Dostoyevski, Çehov; Türk edebiyatında ise Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi bir çok ünlü yazar bu türde eser vermiştir.
Yukarıda sözü edilen anlatı türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Roman
B) Tiyatro
C) Şiir
D) Öykü
E) Masal

15. Resmi ya da özel kuruluşlara, gerçek ya da tüzel kişilere; bir dileği, isteği, ihbar ve şikâyeti bildirmek üzere veya herhangi bir konuda bilgi edinmek amacıyla yazılan resmi mektup türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Karar
B) Dilekçe
C) Rapor
D) Öz Geçmiş
E) Tutanak

16. Aşağıdakilerden hangisi bir münazara konusu olamaz?
A) Bir ürünün satımında pazarlama mı, kalite mi etkilidir?
B) Başarıda çalışmak mı, zeka mı önemlidir?
C) Kalkınma köyden mi, kentten mi başlamalı?
D) Çocuğun davranışlarına çevre mi, aile mi etkilidir?
E) Yeni sınav sisteminin olumlu yanları nelerdir?

17. “(…) Efendiler! Yüzyıllardan beri doğuda haksızlığa ve kıyıma uğratılan ulusumuz, Türk ulusu, doğasından gelen niteliklerden yoksun
sayılıyordu. Ulusumuz sahip olduğu nitelikleri ve değeri, hükumetin yeni adıyla uygarlık dünyasına daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünyadaki yerine yaraşır olduğunu başaracağı işlerle kanıtlayacaktır.(…)”
Bu parça aşağıdakilerin hangisinden alınmış olabilir?
A) Söylev
B) Açık oturum
C) Röportaj
D) Konferans
E) Panel

18. Aşağıdakilerden hangisi dinleme sürecini etkileyen "alıcı temelli" faktörlerden biri değildir?
A) Zihinsel yetiler
B) Ön yargı
C) Ses tonu
D) Bilgi birikimi
E) Kelime dağarcığı

19. Metinde anlatılanların genel olarak anlaşılması, konunun ana hatlarıyla
kavranması amacıyla yapılan okuma türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Soru sorarak okuma
B) İşaretleyerek okuma
C) Tahmin ederek okuma
D) Özetleyerek okuma
E) Tartışarak okuma

20. Aşağıdakilerden hangisi eleştirel düşünme sürecinin içerdiği becerilerden biri değildir?
A) Tanımlama
B) Özelleştirme
C) Akıl yürütme
D) Değerlendirme
E) Yorumlama

CEVAP ANAHTARI:
1. E
2. C
3. A
4. B
5. D
6. E
7. A
8. C
9. D
10. B
11. A
12. E
13. C
14. D
15. B
16. E
17. A
18. C
19. D
20. B



Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10