Son İletiler

Sayfa: 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 10
51
- Mecusilikte Ahura Mazda ve Angra Mainyu düalizmi hangi dönemde ortaya çıktı: Sasaniler

- Zerdüşt'e göre bütün varlıkların zuhur ettiği ilahi varlık: Ahura Mazda

- Mecusiliğin kutsal kitabı Avesta'nın Zerdüşt'e atfedilen bölümü : Gathalar

- Maniheizm'in yayıldığı bölgelerden biri: Suriye

- Taoizm'den sonra Çin'in en önemli ikinci yerli dini kabul edilen : Konfüçyanizm

- Taoizm'de ölümsüzlüğü elde etmek için yapılan yardımcı uygulamalardan biri: Perhiz kurallarına uymak

- Şintoizm'de Güneş tanrıçası ve aynı zamanda diğer tanrıların başkanı kabul edilen tanrı: Amaterasu

- Konfüçyanizm'de ibadet şekli olmayan: Amaterasu'ya ibadet

- Budizm'in başlangıcını oluşturan ilk vaaz: Dharma

- Budizm'in nihai hedefi olan kurtuluşu ifade etmek için kullanılan bir kelime olup "sönme" "sakinleşme" anlamına gelir: Nirvana

- Mahayana: Boddhisattva inancı, herkesin bir buddha haline gelmesi, trikaya (Buddhanın üç farklı bedene sahip olduğu anlayışı), merhamet ve hikmet, ibadet, laik kişlerin önemli oluşu, felsefedeki yeni düşünceler, nirvana ve samsara ilişkisi ve yeni sutralar. Mahayana, Budist mezhebinin özellikleridir.   

- Budist cemaatini oluşturan gruplardan biri: Erkek keşişler

- Hinduizm'de hakikatı görme sürecinin safhaları olan "sessizlik, derin düşünme ve vizyon" ne ile adlandırılır: Tapas

- Caynizm'in kurucularıyla ilgili yanlış olan: Her bir cina geçmişteki geleneği yeni bir şekilde yorumlar.

- Caynizm'in kurucusu Vardhamana'nın mutlak bilgiye ulaşmak ve evrensel acıdan kurtulmanın
evrensel metodunu keşfetmek için kökünü kazıdığı unsurlardan olmayan: Hüzün

- islam alimleri tarafından ilk "Milel ve Nihal" başlığı altında yazılan ilk eser kime ait:
Abdulkadir el-Bağdadi

- Dinlere yönelik saha araştırmalarında ele alınan yöntem olmayan: Tebliğ

- Halk arasında yaygın olarak dinin Allah'tan kaynaklanan ilahi yapı yada kurum olduğu ve çeşitli kutsal değerlerin ifadesi olduğu düşünülmektedir.

- Dinlerin sınıflandırılmasında dikkate alınan özelliklerden olmayan: Melek düşüncesi

- İnsanlığın erken dönem tarihinde büyü ve sihir gücüyle insanlığın doğayı kontrol altına alabileceğinin düşünüldüğü bir zaman diliminin varlığından söz eden Batılı bilim adamı: Frazer

- Cayinizm'in iki büyük mezhebinden biridir. Dünyayı mutlak terkin bir ifadesi olarak çıplaklığı
uygular. Kadınların bu şekilde davranamayacağından kurtuluşu gerçekleştirmeye muktedir olmadığını kabul edern Cayinist mezhep: Digambaralar

- Hangisi tanrıyla doğanın birbiriyle içkinliğini içerir: Panteizm

- Bayramlar, kast yükümlülükleri ve hac yerleri gibi konuları içeren Hint kutsal metinleri: Puranalar

- XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yapılan araştırma ve incelemeler, dinle ilgili teorilerden hangisinin gerçekte masabaşı değerlendirmeler olduğunu ortaya koymuştur: Pozitivist

- Dünyada bozulan ahlaki ve tabii düzeni yeniden düzeltmek maksadıyla on farklı bedende (avatar) dünyaya inmeye başlayan varlığa ne ad verilir: Vişnu

- "Milel ve Nihal" geleneği bağlamında yazılan eserlerin Hıristiyan tarihinde yazılan apolojetik eserlerden farkı:  Farklı inanç sistemlerini ele alırken elden geldiğince onların kaynaklarına yer vermesi ve objektif tanımlama yapmaya çalışması.

- Hinduizmin ibadet ile ilgili ilkelerinden olmayan: İbadet anlayışında yeknesaklık olması

- Dinler tarihiyle ilgili Türkçe olarak yazılan en eski eser ve yazarı: Şemseddin Sami, Esatir

- Hinduizmde cenaze anlayışı ile ilgili yanlış olan: Çocuklar dahil tüm cesetler yakılır.

- Erken dönem metinleri öne çıkartan, laikler için daha çok rolü ve keşişler için daha çok
sosyal faaliyeti savunan Budistlere ne ad verilir: Protestan budistler

- Ahirete ilişkin anlatımları Budizmin etkisi ile gelişen ve insanların bu dünyada yaptıkları
iyi veya kötü işlerin karşılığını hem bu dünyada hem de gelecek dünyada göreceğini
savunan din: Konfüçyanizm

- Japon kültüründe, özellikle de muharip güçler olan samurayların terbiyesinde ve
ahlaklarında önemli tesirleri olan mezhep : Zen Budizmi

- Sih ibadeti ile ilgili yanlış olan: Sihizmde "kutsal gün anlayışı" vardır ve önem arz etmektedir.

- Konfüçyanizmin ibadet anlayışı ile yanlış olan: Ferdî ibadet ve dua şartı vardır

- Buddha her ne kadar aşkın bir tanrıya yönelik herhangi bir atıfta bulunmamış olsa da,
ölümünden sonra gelişen Budist anlayış onu, insani yapısını aşan bir şekle dönüştürmüştür.
Buddha'nın yukarıdaki niteliğini ifade etmek için kullanılan kavram: Dharmakaya

- Budist dünya görüşünün ve düşüncesinin temelini oluşturan, varlığın üç özelliğinden biri: Anicca (geçicilik )
- Çin ve Japon dinlerinden olmayan:  Cayinizm

- Günümüzde, Japonya’da halk arasında yaygın olarak yaşanan ve “popüler din” ya da
“halk dini” olarak bilinen şintoist anlayış: Minkan Şinko

- Karma inancı ile ilgili yanlış olan: İnsanların bu dünyaya tekrar tekrar gelmelerine verilen addır

- Hindistan’da “dinlerin aynı ağacın dalları” olduğu benzetmesini kullanan kişi: Mahatma Gandhi
- Halk arasındaki yaygın kullanımda din kavramının birlikte kullanıldığı terim: Kutsal

- Tanrı ya da tanrıların doğaüstü, üstün güçler olarak algılandığı görüş: Teizm

- Din kavramının Kur’an’da yer alan anlamı olmayan: Hasene

- Cayinist hayatın hedefi: Karma’dan kurtulmak

- Mezheplerin yapıları itibarıyla incelendiği ana kategoriler: İtikâdî-fıkhî-siyasi

- Tüm inanç sistemlerinde inanç esasları yanında önemli olarak kabul edilen ilke: Ahlak

- Ruhun, bedendeyken yaptığı işlerin sonucuna uygun olarak yeni bir bedende dünyaya gelmesi: Reenkarnasyon

- Budizm'de keşişler cemaatinin hayatını düzenleyen kutsal metin: Vinaya Pitaka

- Hinduizm’in kast sınıflarından olmayan: Aryanlar

- Taoizm’in en önemli dört ekolünden olmayan: Kabalist ekol

- Kurucusu Guru Nanak olan din: Sihizm

- Konfüçyanizmin en önemli dini metinlerinden olmayan: Ortayol Kitabı

- Budizm’deki dört seçkin hakikatten olmayan: Anatman

- Şintoizm’de genel olarak tanrısal varlığın her yerde mevcut olan belirtilerine ne ad verilir: Kami
- "Beş Budist Emir"den olmayan: Oruç tutmak

- İmparatorluk ailesinin emriyle kaleme alınan ve Şintoizm'in birinci dereceden en önemli
iki kutsal kitabı kabul edilen kitaplar : Kojiki ve Nihongi

- “Gök Tanrı” olarak tercüme edilen ve göklerde ikamet ettiğine inanılan Konfüçyanizm Tanrısı: Tien
- Buddha öğretisinin ana kaynağı oluşturan derlemelerden olmayan: Vinaya-Nikaya

- Hinduizm’de ayinler ve bu ayinlerin yerine getiriliş tarzını ele alan metinlere ne denir: Brahmanalar
52
Kitap özetleri / Beynamaz - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:26:43  »
Köyün imamı olan Hacı İmam dinine son derece düşkün, namaz kılmayanları namaza alıştıran, köylüye dini eğitim veren mütevazı bir imamdır. 17 yıl boyunca bu köyde imamlık yapmıştır. Köye bir kuraklık gelir. Köylü imamın yanına gelir ve dua ister.

İmam da köyde Gavur Ali olduğu sürece köye yağmur yağmayacağını duaların kabul olunmayacağını söyler. Gavur Ali köyün dışında yaşar çobanlık yapar. Kimseyle geçinemez. Küfürbazdır. Camiye gitmez namaz kılmaz.  İmam bir gün Ali ile konuşmaya ve namaza başlatmaya karar verir.

Ali’nin evine gelir ama Ali konuşmak istemez üstüne üstlük bir de köpeğini imamın üzerine salar. İmam köpekten kurtulur ve konuşmakta ısrar eder. Ali en sonunda kabul eder. İmam Ali’ye eğer namaza başlarsa koyunlarının 2 kat artacağını eğer artmazsa namazı tekrar bırakabileceğini söyler. Ali kabul eder. Namaza başlar. Namaza zamanla alışır. Sohbetlere katılır mevlidlere katılır.

Bir gün köye şiddetli bir yağmur yağar ve çok uzun sürer. Ali’nin de koyunları birer birer ölmeye başlar. En sonunda elli koyun kalmıştır. Ali imamın yanına gelir ve koyunların artmadığını aksine azaldığını söyler. İmam da beklemesini söyler. Ali bekler ama kalan koyunlarını da kaybeder. Ali bunun üzerine bir sabah köyden ayrılır.
53
Kitap özetleri / Herkesin İçtiği Su - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:25:48  »
Çin hükümdarı Ling Yu halkının iyiliği için her şeyi yapar. Akıllıdır. Geçmiş ile ilgili her şeyi yok eder. Belgeleri, kitapları imha ettirir. Halk tarafında çok sevilir saygı görür. Daha önce pek uğraşılmayan afyon tarlalarına düzenleme getirir, esrarı kullanmayı ve haşhaş ekmeyi serbest bırakmıştır. Bu da halkın işine gelir ve hükümdarı desteklerler. Hükümdar bir gün görkemli sarayında derin düşüncelerine dalar. Halkına daha nasıl iyilikler yapacağını düşünür.

Derin düşüncelere daldığı esnada yardımcılarından biri yanına gelir. Çok önemli bir haber verir. Hükümdar telaşlanır ve derhal toplantı yapar. Bu kötü haberi veren baş müneccimdir. Baş müneccim huzura çıkar ve hükümdara bir felaketin yaklaştığını sorar. Hükümdar bunun savaş mı? olduğunu sorar müneccim hayır der. Kıtlık mı? diye sorar hayır der. Hükümdar şaşar kalır çünkü her şey yolundadır aslında. Baş müneccim hükümdara çok tehlikeli bir yağmurun yağacağını ve bu sudan içen herkesin delireceğini söyler. Öylede olur. Bu sudan içen herkes delirir. Tüm köy sudan dolayı delirir.

Sudan içmeyen akıllıları da deli diye içeri atarlar. Padişah en sonunda askerlerine emir verir ve herkesin sudan içmesini söyler. İlk kendi içer delilerin arasına karışır. Askerler de sudan içer. Bütün bir ülke delirmiş haldedir. Yaşantılarına böyle devam ederler ve gayette memnundurlar. Gücün ne gibi sonuçlar doğurduğunu görür.
54
Kitap özetleri / Kurumuş Ağaçlar - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:24:57  »
Derebeyi Deli Murad, gayet sert mizaçlı otoriter astığım astık kestiğim kestik bir beydir. Geçmişte yaşamış ve yaşamış olduğu çirkinlikleri düşünür ve pişman olur. Bu pişmanlıkla daha önceden hacca gitme kararından da vaz geçmiştir. Günler geçer.

Bu pişmanlık Deli Murad’ı yer bitirir. Geceleri uyuyamaz sürekli bunu düşünür. En sonunda bir dervişe bu konuyu danışmaya karar verir. Dervişle konuşur. Geçmişte işlediği günahlardan nasıl kurtulacağını sorar. Derviş ya ölümü hak eden birini öldüreceğini ya da bir aş evi açarak açları doyurması gerektiğini söyler. Deli Murad kimseyi öldürmeme yemini ettiği için bir aş evi açar ve açları doyurmaya başlar. Derviş gitmeden önce Deli Murad’a günahlarının bahçeye diktiği kuru ağaçların yeşerdiği taktirde af olunacağını da ekler. 

Deli Murad buna pek akıl erdiremez ama dervişi dinler. Aş evine yoksullar gelir yemek yer ama ağaçlardan hiç biri yeşermez. Deli Murad bu işin ciddi olmadığını dervişin kendisini kandırdığını düşünür. O kadar çok sinirlenir ki yoldan geçen atlı birinin gelip yemek yemesini ister adam reddedince de silahını çeker ata ateş eder. Atın vurulduğunu sanar ama yanına gidince adamı  vurduğunu görür. Pişman olur. Artık kan dökmemek için söz verdiği halde birini öldürmüştür. Pişmanlığından kendini de öldürmeye kalkar. Eve giderken ağaçların yeşerdiğini görür. Böylece ölümü hak eden birini öldürdüğü için günahları affolunur.

Deli Murad adam hakkında araştırma yapar ancak iyi biri gibi görünür fakat cebinde bulduğu bir mektupta temiz namuslu bir kadını kötüleyen karalayan bir mektup bulur ve adamın ölümü hak ettiğine kanaat getirir.
55
Kitap özetleri / Kaç Yerinden - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:24:02  »
Kahramanımız bir doktorla vapurda sohbet etmektedir. Doktor başarılı çalışmalara imza atmış biridir. Kahramanımızın yazdığı bir destanı okumaya başlar. Sonra da eleştirir Eleştiri kahramanımızın gücüne gider çünkü doktor kitaptaki kahramanların günümüz askerlerinden daha iyi olmadığını daha cesaretli olmadığını söyler.

Kahramanımız doktorun görüşlerini yanlış bulur. Kitabı evladı gibi görür ve doktor evladını sevememiştir bunun üzüntüsü ile sohbete devam eder. Doktora göre mazi gerçekleri yansıtmaz ama kahramanımız her şeyi mazi ile ilişkilendirir. Doktor kahramanımızın hayalperset olduğunu ve tüm düşüncelerinin gerçeklerden uzak olduğunu dile getirir.

Doktor kendini iyi geliştirmiş biriydi. Biraz da hatiplik vardı. Doktor kahramanımıza kitaptaki kahramanların savaşta yaralanıp yaralanmadığını sordu. Kahramanımız da savaşın şiddetine göre en şiddetli savaşlarda 10 yerinden yara alan askerler var dedi. Doktorda daha önce tedavi ettiği ve vapurda rastlaştığı zabiti göstererek bu adam tam 49 yerinden yara aldı dedi. Doktor kitabın gerçeği yansıtmadığını söylemek istiyordu. Zabitin tam bir kahraman olduğunu adının duyulmamasını istediğini başkaları gibi kendi reklamını yapmadığını söyledi.

Bu zabitin adı Ferhat Ali’dir ve halkın gizli kahramanıdır. Kahraman ile Ferhat Ali’yi doktor tanıştırır. Kahramanımız çok heyecanlıdır çünkü kitabında yarattığı hayali kahramanların çok ötesinde ve saygı duyulması gereken bir gerçek kahraman ile yan yanadır. Kahramanımız elinde tuttuğu kitabını bükerek cebine koyar ve gerçek kahramanların halkın arasında arasında dolaştığını ve aslında bu gerçek kahramanların hikayelerini yazmak gerektiğini düşünür.
56
Kitap özetleri / Aleko Bir Çocuk - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:23:14  »
Bu hikayede Ali’nin savaşın getirdiği zorluklara göğüs germesini ve yapmadığı şeyleri yapmaya zorlandığı anlatılır. Çanakkale savaşı devam etmektedir. Ülkede azınlıklar ayaklanır. Azınlıkların ayaklanması çeşitli değişikliklere de sebep olmuştur. Bu değişikliklerin başında köylerin boşaltılması ve Anadolu’ya taşınması olur. Bu büyük göç beraberinde zorlukları da beraberinde getirir. Rumlar ve hristiyanlarda Anadolu’ya getirilir.

Ali bir rum fırıncının yanında çalışır. Ustası da göç edeceğinden Ali de yollara düşer ailesini aramaya başlar. Yollarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. Aç kalır susuz kalır. Yolunu kaybeder derken bir rum kafilesine rastlar. Su ister. Önce suyu alamaz ama adının Aleko olduğunu söyler ve bir rum olduğuna inandırır. Suyunu içer. Kafilede bulunan papaz Ali’yi sever ve yanına alır. Papazın asıl düşüncesi onu kiliseye almak ve yetiştirmektedir. Ali bazı şeylere karşı gelir.

Örneğin kilisede her gün şarap içilir ve şaraplı ekmek yenir. Ali buna karşı çıkmaya çalışır çünkü şarap içmenin haram olduğunu bilir. Ali bunu yapmazsa açlık çekeceğini ve işkenceye uğrayacağını düşünür ve istemeye istemeye içer. Kilisede Türkler hakkında kötü şeyler söylenir. Ali bunları duydukça üzülür ama belli etmez. Papaz Türklerden kurtulma gerektiğini söyler. Ali de durumu gereği istemeden bu tür karalayıcı sözlere sessiz kalır.
57
Kitap özetleri / Nakarat - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:22:28  »
Türk subayımız başından geçen olayları bir deftere not eder. Bu hikaye subayımızın notlarından oluşur. Subayımız çok hayalperest birisidir. Görevini başka bir yerde yapmak için komutanına rica da bulunur. Küçük bir Bulgar köyünde görev alır. Subayımız burada da rahat durmaz.

Sıkılganlığı, vurdumduymazlığı, olayları umursamayışı devam eder. Bir zaman sonra bu köyden sıkılmaya başlar. Bu sıkılganlığı en üst seviyeye çıktığı bir gün bir kadın sesi duyar. Sesin sahibini çok merak eder. Kız karşı evde oturan bir Bulgar güzelidir. Subayımız kızı görür görmez aşık olur. Kız da subayımızdan hoşlanmıştır. Kız evin penceresine çıkar ve bağıra bağıra şarkı söyler. Subayımız da kızın söylediği şarkıyı kendi kafasında çevirir. Bu bir aşk şarkısıdır der. Kızla tanıştıktan sonra artık görev yaptığı köy sıkıcı hal almaktan uzaklaşır.

Kızı görmeden bir gün bile geçirmek istemez. Önemli görevler haricinde kaldığı yerden çıkmaz ve kızı seyreder. Subayımızın tayini çıkar. Gideceği için çok üzgündür. Sevdiği kızı burada bırakacaktır. Kızın pencereye çıkıp bağıra bağıra söylediği o şarkıyı merak eder ve esnafın birine çeviri yaptırır. Duydukları karşısında şok geçirir. Kızın aşk şarkıları söylediğini zanneden subayımız kızın aslında “İstanbul bizim olacak” dediğini öğrenir. Beyninden vurulur ve kızın aşkı yüzünden aksattığı görevleri düşünür ve çok pişman olur.
58
Kitap özetleri / Aşk Dalgası - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:21:38  »
Kahramanımız bulunduğu yerden Kadıköy’e gitmek için bir vapura biner. Vapurda tanıdık birilerini göremez bu nedenle vapurun kenarına gelir ve dalgaları seyretmeye başlar. Dalgaları seyrederken de hayallere dalar. Tam hayallere dalmışken arkasından bir el omzuna dokunur. Döner bakar ve karşısında eski okul arkadaşını görür.

Okul arkadaşı ile hasret giderir. Okudukları zamanda da iyi arkadaştırlar. Arkadaşı evli olup olmadığını sorar. Kahramanımız hala bekar olduğunu söyleyince konuşmaya başlar. Toplumda aşkın olmadığını, aşkı yaşamanın nerdeyse imkansız olduğunu söyler. Çünkü toplumda genelde görücü usulü ile evlilik yapılmaktadır ve bu şekilde aşk pek mümkün görünmez.

Nikah düşen iki kişinin yan yana gelmesi de dini açıdan kural olduğu için halkın aşkı yaşayamadığını ve aşkın ne anlama geldiğini bilmeden yaşandığını söyler. Kahramanımız arkadaşının anlattıklarının doğru olduğu düşünür ve bu düşünceler içerisinde vapurdan iner.
59
Kitap özetleri / İlk Düşen Ak - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:20:48  »
Kahramanımız 30 lu yaşlardadır. Küçükken Kanlıca da oturur ve komşularının küçük maymunu ile oynardı. Çocukluğu güzel geçer ve bir gün aynanın karşısında saçını tararken saçında bir ak gözüne çarpar. O esnada çocukluğu aklına gelir. Ve yaşlandığını hisseder. Bu akı koparır ve bakar. Baktıkça hüzünlenir ve iç geçirir. sonra 30 yaşında biri için bunun normal olduğunu düşünür ve kendini teselli eder.

Ölen annesinin sözleri aklına gelir. Annesi ona 30 yaşına geldiğinden bundan sonra ömrünün daha hızlı geçeceğini ve sıkılmaya dahi vakit bulamayacağını söylemiştir. Kahramanımız iyi tahsil görmüş girdiği her yerden birinci çıkmıştır. Ve istediği her şeye sahip olmuştur. Fakat bu sahip oldukları onu mutlu etmemektedir. Aslında bu kadar varlığın içinde kendini çok yalnız ve kimsesiz hisseder. Edebiyata önem verir. En önemli uğraşı edebiyattır. Kötü alışkanlıkları da bulunmaz.

Kahramanımız sürekli iş yerinde oturduğundan kendini hasta zanneder ve doktora gider. Doktorla arasında bir sürü konuşma geçer. Doktor teşhisini koyar. Kahramanımız artık daha fazla dışarı çıkar seyahatler eder hatta bir de kitap yazmaya başlar. Doktor ona hayattan nasıl daha fazla zevk alacağını öğretmiştir. Yalnız olmanın verdiği sıkıcılıktan da kurtulmanın tek yolunun evlenmek olduğunu düşünür.
60
Kitap özetleri / Bahar ve Kelebekler - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:20:01  »
 Nine ve torunu arasında geçen bu hikayede nine eskiden yaşamış olduğu olayları, güzel hatırları torununa anlatır. Torunu bir gün eline bir kitap alır ve okumaya başlar. Kitapta mutlu kadınlardan bahseder. Ama bu kitap yerli değildir.

Kız ninesine kitabın içeriğinin Türk kadınları olduğunu söyler. Nine de başından geçen olayları anlatmaya başlar. Eskiden nine arkadaşları çok eğlenirlermiş. Özellikle baharda arkadaşları ile geçirdiği vakit pek bir özelmiş. Hiç mi hiç sıkılmazlarmış. Nine anlatmaya devam ettikçe kız daha çok merak eder ve okuduğu kitabı bırakır ninesini dikkatle dinlemeye başlar.

Nine arkadaşları baharın gelmesiyle çeşitli oyunlar oynarlarmış. Bu oyunlardan biri de kelebeklerin beyaz olanını kim görürüse onun kısmeti açılacakmış. Eğer siyah kelebeği görürlerse bu ölüm getirecekmiş. Kız ninesini dinler ve merak eder. Pencereden dışarı bakar ve beyaz kelebeği görmeyi ümit eder ama beyaz kelebeği göremez. Sonra bir siyah kelebeğin uçtuğu görür ve ağlamaya başlar.
Sayfa: 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 10