Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 5 6 7 ... 10
11
Kitap özetleri / Kurumuş Ağaçlar - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:24:57  »
Derebeyi Deli Murad, gayet sert mizaçlı otoriter astığım astık kestiğim kestik bir beydir. Geçmişte yaşamış ve yaşamış olduğu çirkinlikleri düşünür ve pişman olur. Bu pişmanlıkla daha önceden hacca gitme kararından da vaz geçmiştir. Günler geçer.

Bu pişmanlık Deli Murad’ı yer bitirir. Geceleri uyuyamaz sürekli bunu düşünür. En sonunda bir dervişe bu konuyu danışmaya karar verir. Dervişle konuşur. Geçmişte işlediği günahlardan nasıl kurtulacağını sorar. Derviş ya ölümü hak eden birini öldüreceğini ya da bir aş evi açarak açları doyurması gerektiğini söyler. Deli Murad kimseyi öldürmeme yemini ettiği için bir aş evi açar ve açları doyurmaya başlar. Derviş gitmeden önce Deli Murad’a günahlarının bahçeye diktiği kuru ağaçların yeşerdiği taktirde af olunacağını da ekler. 

Deli Murad buna pek akıl erdiremez ama dervişi dinler. Aş evine yoksullar gelir yemek yer ama ağaçlardan hiç biri yeşermez. Deli Murad bu işin ciddi olmadığını dervişin kendisini kandırdığını düşünür. O kadar çok sinirlenir ki yoldan geçen atlı birinin gelip yemek yemesini ister adam reddedince de silahını çeker ata ateş eder. Atın vurulduğunu sanar ama yanına gidince adamı  vurduğunu görür. Pişman olur. Artık kan dökmemek için söz verdiği halde birini öldürmüştür. Pişmanlığından kendini de öldürmeye kalkar. Eve giderken ağaçların yeşerdiğini görür. Böylece ölümü hak eden birini öldürdüğü için günahları affolunur.

Deli Murad adam hakkında araştırma yapar ancak iyi biri gibi görünür fakat cebinde bulduğu bir mektupta temiz namuslu bir kadını kötüleyen karalayan bir mektup bulur ve adamın ölümü hak ettiğine kanaat getirir.
12
Kitap özetleri / Kaç Yerinden - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:24:02  »
Kahramanımız bir doktorla vapurda sohbet etmektedir. Doktor başarılı çalışmalara imza atmış biridir. Kahramanımızın yazdığı bir destanı okumaya başlar. Sonra da eleştirir Eleştiri kahramanımızın gücüne gider çünkü doktor kitaptaki kahramanların günümüz askerlerinden daha iyi olmadığını daha cesaretli olmadığını söyler.

Kahramanımız doktorun görüşlerini yanlış bulur. Kitabı evladı gibi görür ve doktor evladını sevememiştir bunun üzüntüsü ile sohbete devam eder. Doktora göre mazi gerçekleri yansıtmaz ama kahramanımız her şeyi mazi ile ilişkilendirir. Doktor kahramanımızın hayalperset olduğunu ve tüm düşüncelerinin gerçeklerden uzak olduğunu dile getirir.

Doktor kendini iyi geliştirmiş biriydi. Biraz da hatiplik vardı. Doktor kahramanımıza kitaptaki kahramanların savaşta yaralanıp yaralanmadığını sordu. Kahramanımız da savaşın şiddetine göre en şiddetli savaşlarda 10 yerinden yara alan askerler var dedi. Doktorda daha önce tedavi ettiği ve vapurda rastlaştığı zabiti göstererek bu adam tam 49 yerinden yara aldı dedi. Doktor kitabın gerçeği yansıtmadığını söylemek istiyordu. Zabitin tam bir kahraman olduğunu adının duyulmamasını istediğini başkaları gibi kendi reklamını yapmadığını söyledi.

Bu zabitin adı Ferhat Ali’dir ve halkın gizli kahramanıdır. Kahraman ile Ferhat Ali’yi doktor tanıştırır. Kahramanımız çok heyecanlıdır çünkü kitabında yarattığı hayali kahramanların çok ötesinde ve saygı duyulması gereken bir gerçek kahraman ile yan yanadır. Kahramanımız elinde tuttuğu kitabını bükerek cebine koyar ve gerçek kahramanların halkın arasında arasında dolaştığını ve aslında bu gerçek kahramanların hikayelerini yazmak gerektiğini düşünür.
13
Kitap özetleri / Aleko Bir Çocuk - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:23:14  »
Bu hikayede Ali’nin savaşın getirdiği zorluklara göğüs germesini ve yapmadığı şeyleri yapmaya zorlandığı anlatılır. Çanakkale savaşı devam etmektedir. Ülkede azınlıklar ayaklanır. Azınlıkların ayaklanması çeşitli değişikliklere de sebep olmuştur. Bu değişikliklerin başında köylerin boşaltılması ve Anadolu’ya taşınması olur. Bu büyük göç beraberinde zorlukları da beraberinde getirir. Rumlar ve hristiyanlarda Anadolu’ya getirilir.

Ali bir rum fırıncının yanında çalışır. Ustası da göç edeceğinden Ali de yollara düşer ailesini aramaya başlar. Yollarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. Aç kalır susuz kalır. Yolunu kaybeder derken bir rum kafilesine rastlar. Su ister. Önce suyu alamaz ama adının Aleko olduğunu söyler ve bir rum olduğuna inandırır. Suyunu içer. Kafilede bulunan papaz Ali’yi sever ve yanına alır. Papazın asıl düşüncesi onu kiliseye almak ve yetiştirmektedir. Ali bazı şeylere karşı gelir.

Örneğin kilisede her gün şarap içilir ve şaraplı ekmek yenir. Ali buna karşı çıkmaya çalışır çünkü şarap içmenin haram olduğunu bilir. Ali bunu yapmazsa açlık çekeceğini ve işkenceye uğrayacağını düşünür ve istemeye istemeye içer. Kilisede Türkler hakkında kötü şeyler söylenir. Ali bunları duydukça üzülür ama belli etmez. Papaz Türklerden kurtulma gerektiğini söyler. Ali de durumu gereği istemeden bu tür karalayıcı sözlere sessiz kalır.
14
Kitap özetleri / Nakarat - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:22:28  »
Türk subayımız başından geçen olayları bir deftere not eder. Bu hikaye subayımızın notlarından oluşur. Subayımız çok hayalperest birisidir. Görevini başka bir yerde yapmak için komutanına rica da bulunur. Küçük bir Bulgar köyünde görev alır. Subayımız burada da rahat durmaz.

Sıkılganlığı, vurdumduymazlığı, olayları umursamayışı devam eder. Bir zaman sonra bu köyden sıkılmaya başlar. Bu sıkılganlığı en üst seviyeye çıktığı bir gün bir kadın sesi duyar. Sesin sahibini çok merak eder. Kız karşı evde oturan bir Bulgar güzelidir. Subayımız kızı görür görmez aşık olur. Kız da subayımızdan hoşlanmıştır. Kız evin penceresine çıkar ve bağıra bağıra şarkı söyler. Subayımız da kızın söylediği şarkıyı kendi kafasında çevirir. Bu bir aşk şarkısıdır der. Kızla tanıştıktan sonra artık görev yaptığı köy sıkıcı hal almaktan uzaklaşır.

Kızı görmeden bir gün bile geçirmek istemez. Önemli görevler haricinde kaldığı yerden çıkmaz ve kızı seyreder. Subayımızın tayini çıkar. Gideceği için çok üzgündür. Sevdiği kızı burada bırakacaktır. Kızın pencereye çıkıp bağıra bağıra söylediği o şarkıyı merak eder ve esnafın birine çeviri yaptırır. Duydukları karşısında şok geçirir. Kızın aşk şarkıları söylediğini zanneden subayımız kızın aslında “İstanbul bizim olacak” dediğini öğrenir. Beyninden vurulur ve kızın aşkı yüzünden aksattığı görevleri düşünür ve çok pişman olur.
15
Kitap özetleri / Aşk Dalgası - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:21:38  »
Kahramanımız bulunduğu yerden Kadıköy’e gitmek için bir vapura biner. Vapurda tanıdık birilerini göremez bu nedenle vapurun kenarına gelir ve dalgaları seyretmeye başlar. Dalgaları seyrederken de hayallere dalar. Tam hayallere dalmışken arkasından bir el omzuna dokunur. Döner bakar ve karşısında eski okul arkadaşını görür.

Okul arkadaşı ile hasret giderir. Okudukları zamanda da iyi arkadaştırlar. Arkadaşı evli olup olmadığını sorar. Kahramanımız hala bekar olduğunu söyleyince konuşmaya başlar. Toplumda aşkın olmadığını, aşkı yaşamanın nerdeyse imkansız olduğunu söyler. Çünkü toplumda genelde görücü usulü ile evlilik yapılmaktadır ve bu şekilde aşk pek mümkün görünmez.

Nikah düşen iki kişinin yan yana gelmesi de dini açıdan kural olduğu için halkın aşkı yaşayamadığını ve aşkın ne anlama geldiğini bilmeden yaşandığını söyler. Kahramanımız arkadaşının anlattıklarının doğru olduğu düşünür ve bu düşünceler içerisinde vapurdan iner.
16
Kitap özetleri / İlk Düşen Ak - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:20:48  »
Kahramanımız 30 lu yaşlardadır. Küçükken Kanlıca da oturur ve komşularının küçük maymunu ile oynardı. Çocukluğu güzel geçer ve bir gün aynanın karşısında saçını tararken saçında bir ak gözüne çarpar. O esnada çocukluğu aklına gelir. Ve yaşlandığını hisseder. Bu akı koparır ve bakar. Baktıkça hüzünlenir ve iç geçirir. sonra 30 yaşında biri için bunun normal olduğunu düşünür ve kendini teselli eder.

Ölen annesinin sözleri aklına gelir. Annesi ona 30 yaşına geldiğinden bundan sonra ömrünün daha hızlı geçeceğini ve sıkılmaya dahi vakit bulamayacağını söylemiştir. Kahramanımız iyi tahsil görmüş girdiği her yerden birinci çıkmıştır. Ve istediği her şeye sahip olmuştur. Fakat bu sahip oldukları onu mutlu etmemektedir. Aslında bu kadar varlığın içinde kendini çok yalnız ve kimsesiz hisseder. Edebiyata önem verir. En önemli uğraşı edebiyattır. Kötü alışkanlıkları da bulunmaz.

Kahramanımız sürekli iş yerinde oturduğundan kendini hasta zanneder ve doktora gider. Doktorla arasında bir sürü konuşma geçer. Doktor teşhisini koyar. Kahramanımız artık daha fazla dışarı çıkar seyahatler eder hatta bir de kitap yazmaya başlar. Doktor ona hayattan nasıl daha fazla zevk alacağını öğretmiştir. Yalnız olmanın verdiği sıkıcılıktan da kurtulmanın tek yolunun evlenmek olduğunu düşünür.
17
Kitap özetleri / Bahar ve Kelebekler - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:20:01  »
 Nine ve torunu arasında geçen bu hikayede nine eskiden yaşamış olduğu olayları, güzel hatırları torununa anlatır. Torunu bir gün eline bir kitap alır ve okumaya başlar. Kitapta mutlu kadınlardan bahseder. Ama bu kitap yerli değildir.

Kız ninesine kitabın içeriğinin Türk kadınları olduğunu söyler. Nine de başından geçen olayları anlatmaya başlar. Eskiden nine arkadaşları çok eğlenirlermiş. Özellikle baharda arkadaşları ile geçirdiği vakit pek bir özelmiş. Hiç mi hiç sıkılmazlarmış. Nine anlatmaya devam ettikçe kız daha çok merak eder ve okuduğu kitabı bırakır ninesini dikkatle dinlemeye başlar.

Nine arkadaşları baharın gelmesiyle çeşitli oyunlar oynarlarmış. Bu oyunlardan biri de kelebeklerin beyaz olanını kim görürüse onun kısmeti açılacakmış. Eğer siyah kelebeği görürlerse bu ölüm getirecekmiş. Kız ninesini dinler ve merak eder. Pencereden dışarı bakar ve beyaz kelebeği görmeyi ümit eder ama beyaz kelebeği göremez. Sonra bir siyah kelebeğin uçtuğu görür ve ağlamaya başlar.
18
Kitap özetleri / Yüksek Ökçeler - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:19:09  »
Batılı gibi yaşama çabasında olan bir kadından bahseder hikaye. Küçük yaştaki kızlar zengin erkeklerle evlendirilir. Para her yolun kapısını açtığı gibi yaş gözetmeksizin kızları da zenginlere gencecik yaşta eş yapar. Bu zenginler arasınd gelenek haine gelmiştir.

Hatice Hanım da bu kızlardan biridir. Daha çocuk yaşta 13 yaşında evlendirilmiştir. Bu süre zarfında Hatice çocukluğunu yaşayamaz ve evlilik ağır gelir. Gönlünce gençliğini yaşayamaz. Eşi ölünce artık erkeklerden nefret etmeye başlar. Bir daha asla erkek görmek istemez. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışır. Kendi hayatını yaşama çabasındadır.

Hatice hayatın tadına yeni yeni varmıştır. Hatice Hanımda batı hayranlığı başlamıştır sürekli süslenir, eğlenir ve yüksek ökçeli ayakkabı giyer.
19
Kitap özetleri / Yüz Akı - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:18:23  »
Mehmet efendi zengin biridir. Mehmet efendi malını kime güvendiyse hıyanete uğrar. Çalarlar satarlar vesaire en sonunda 1500 koyundan sadece 50 adet kalır. Mehmet efendi bir gün müftüye derdini anlatır. Dürüst kişilerin artık piyasada kalmadığını herkesin düzenbaz olduğunu yalancı olduğunu dolandırıcı olduğunu söyler.

Müftü Mehmet efendiye böyle birinin olduğunu söyler ve bir çobandan bahseder. Çoban temizdir namusludur namazlı abdestlidir der. Bunun üzerine Mehmet efendi eğer bu çoban gerçekten böyle ise bütün malımı da emanet edebilirim der. Çobanı çağırır ve 50 tane koyununu emanet eder. Bunların çoğalması sonucunda beşte birini kendisine vereceğini söyler. Aradan bir yıl geçer çoban elinde bir kap yoğurt ve bir deri ile gelir.

Mehmet efendi merak eder ve koyunlarının nerede olduğunu sorar. Çoban anlatır. Koyunların hepsinin kısır olduğunu ve hiç kuzu alamadığını söyler. Ayrıca koyunları kurtların yediğini kimisinin de hastalanarak öldüğünü söyler. Geriye bir tane koyun kaldığını ve onunda sütünü yoğurt yaptığını o koyununda gelirken kayalıklardan düşüp öldüğünü ve derisini yüzüp getirdiğini söyler.

Mehmet efendi çok sinirlenir ve yoğurt kabını çobanın kafasına geçirir. Çobanda hesabını doğru veren yüzünün akıyla böyle çıkar der.
20
Kitap özetleri / Ant - Ömer Seyfettin - Kitap Özeti
« Son İleti Gönderen: Ders Hocası 13 Şubat 2019, 07:17:32  »
2 arkadaş çok iyi anlaşmaktadırlar. Her gidilen yere beraber gider er yaramazlığı da beraber yaparlardı. Hikayenin anlatıcısı ve kan kardeşi Mıstık baş kahramanlardır. Hikaye anlatıcısı Mıstık ile kan kardeşi olmak ister. Mıstık ta onunla kan kardeşi olmak ister.

Beraber vakit geçirdikleri bir gün parmağı yaralanır ve Mıstık ile kan kardeşi olurlar. Orada her zaman beraber lacaklarına, her zorluğa birlikte göğüs gereceklerine, birbirlerine hep iyi olacaklarına Ant içerler. Günlerden bir gün Mıstık bir köpek tarafından ısırılır.

Mıstığın durumu kötüye gider. Kan kardeşi de Mıstığın durumuna üzülmektedir. Mıstık kuduz olur ve ölür. Kan kardeşi de bu ölümün ardından perişan olur, yıkılır. Hikaye anlatıcısı elindeki yaraya baktıkça kan kardeşini hep hatırlar.
Sayfa: 1 [2] 3 4 5 6 7 ... 10