8. Sının Fen Bilimleri Sözlüğü

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ders Hocası

  • Reklam
  • Hocanın Biri
  • Administrator
  • *
  • Süper Mega üye
  • 61164
  • 521
  • Cinsiyet: Bay
    • Arif Arslaner
8. Sının Fen Bilimleri Sözlüğü
« : 16 Ekim 2017, 15:56:26 »
A
abiyotik: Canlılık göstermeyen, cansız.
aktanitler: Periyodik tabloda, 89 atom numaralı aktinyumla başlayıp 1 0 3 atom numaralı lavrensiyumla
biten ve 7. periyotta yer alan elementler dizisi.
aktivite: Etkinlik. Çocukların kendi amaç ve gereksinmelerine uygun geldiği için isteyerek katıldıkları
herhangi bir öğrenme durumu.
akvaryum: Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği su kabı.
albüminoit: Hayvan organizmasının vücudunun çeşitli organlarına gerekli olan sağlamlık ve sertliği
veren protein.
alçak basınç: Yüzeyde atmosfer basıncının civar bölgelerden düşük olduğu bölge.
alg: Su yosunu.
ambalaj: Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik madde vb. malzeme.
amonyak: Azot ve hidrojen karışımı olan keskin kokulu bir gaz.
anorganik: Organik olmayan. İnorganik.
antibiyotik: Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba
karşı kullanılan penisilin türevi ilaçların ortak adı.
antikor: Vücutta mikrop ve toksinlere karşı oluşan bağışıklık maddeleri.
arz talebi: Üreticinin piyasaya mal çıkarması ve tüketicinin piyasadan mal çekmesi olayları, sunu ve istem.
asal: Esasla ilgili, asıl ve temel olan. Esasi.
aşı: Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış
eriyik.
atmosfer: Dünya’yı saran gaz katmanı. Basınç birimi.
ATP: Hücre içi biyokimyasal reaksiyonlar için gereken kimyasal enerjiyi taşıyan molekül.
ayrıştırıcı: Bitkilerin, hayvanların atık ve kalıntılarını, salgıladıkları enzimlerle parçalayan canlılar.

B
bağıntı: iki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik.
bakteri: Havada, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel,
silindirimsi, kıvrık biçimde olan bölünerek çoğalan tek hücreli canlı.
balta: Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç.
baraj: Suyu toplama, sulama ve elektrik enerjisi üretme amacıyla akarsu üzerinde yapılan set, bent.
barut: Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.
benzin: Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine
has kokusu bulunan, özellikle motorlu araçlarda yakıt olarak kullanılan bir sıvı.
beşeri: İnsanlarla ilgili.
beyaz eşya: Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi aletlere verilen ad.
biçerdöver: Ekini biçen, döven, tanelerini ayıran, samanı deste veya balya yapan makine.
biyokimya: Canlıların kimyasını inceleyen biyolojinin ve kimyanın bir dalı.
biyo-teknoloji: Canlı hücreleri ve mikroorganizmaları kullanarak biyolojik tekniklerle endüstri ve tıp alanında
kullanılmak üzere materyal üretimi.

C
cevher: Değerli maden, mücevher.
cımbız: Kıl vb. ince cisimleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa.

Ç
çekiç: Çivi çakma, madenleri dövmede kullanılan saplı bir el aleti.
çivi: İki cismi birbirine tutturmak için çakılan, ucu sivri, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh.
çimento: Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çabuk katılaşıp sertleşen ve
yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.
çöküntü: Çökme.

D
dekoratif: Dekor olarak kullanılan, süslemeye yarayan, süsleyici, tezyini.
derz: Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala geçirilerek düzeltilen aralığı.
devinim: Devinme işi, hareket.
devirli: Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan hareket.
dinamit: Nitrogliserin ile yapılan patlayıcı bir madde.
diploit: İki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma.
dizayn: Çizim, tasarım.
dizel: Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor.
dozer: Tırtıllı veya lastik tekerlekli yol yapım makinesi.

E
ekinoks: Gün tün eşitliği, gün dönümü. Gündüz ile gecenin eşit olması durumu.
eksen: Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver.
ekstrem: Aşırı, müfrit.
ekvator: Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan
en büyük çember.
elyaf: Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli maddeler.
endüstri: Sanayi. Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve
araçların bütünü.
etçil: Etle beslenen, etobur.
etobur: Dişleri et yiyecek biçimde olan, omurgalı, memeli, etçil, karnivor.

F
fenolftalein: İnsan besini için temel bir amino asit.
fermantasyon: Mayalanma. Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle
uğradığı değişiklik.
filtre: Süzgeç.
fosfat: Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri.
fren: Bir makinenin, herhangi bir taşıtın hızını kesmeye veya onu durdurmaya yarayan mekanizma.
fuel oil: Yakıt yağı. Koyu renkte, az akışkan bir petrol ürünü.

G
gaz yağı: Rafinerilerde benzinden sonra alınan bir üründür. Önceleri sadece aydınlatma amacıyla kullanılırken
sonradan ısıtma, soğutma, traktör yakıtı ve jet yakıtı olarak kullanılmaya da başlanmış bir yakıt türü.
genom: Gametlerde bulunan kromozomlar.
greyder: Altında bulunan ve değişik açılarla çalışabilen bıçağı ile toprağı kesen veya yayan yol makinesi.
ham madde: Bir ürün veya mal oluşturmak için gerekli maddelerin işlenmeden önceki doğal durumu.
haploit: Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı.
hasar: Herhangi bir olayın yol açtığı kırılma, dökülme, yıkılma gibi zarar.
hepçil: Hem hayvansal hem bitkisel besinlerle beslenme.
hijyen: Sağlık bilgisi. Sağlık kurallarına uygun.
homolog kromozom: Biri anneden diğeri babadan gelen ve aynı gen çiftine sahip kromozom.
hormon: İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen maddelerin genel adı.
ihracat: Bir ülkenin ürettiği malların başka bir ülkeye satılması, dış satım.
immünoloji: Bağışıklık bilimi.
inorganik: Organik olmayan. Cansız olan.
insülin: Şeker hastalığına karşı kullanılan bir hormon.
israf: Gereksiz yere para, emek, zaman, vb. ni harcama.
ithalat: Bir ülkeye başka bir ülkeden mal getirme veya satın alım, dış alım.
ivme: Hareket eden bir cismin kısa zaman içinde, hızında oluşan değişmenin bu zamana oranı.
izolasyon: Yalıtım. Elektrik, ses ve ısı akımını engelleme.

J
jeodezi: Yer ölçümü.

K
kalas: Kalın biçilmiş uzun tahta.
kalkınma: Kalkınmak işi.
kasırga: Hızı saatte 120 km’yi bulan çok güçlü fırtına.
kauçuk: Bitki özsuyundan elde edilen bir lif. Doğal kauçuk, ağaçların özsuyundan yapılır.
keser: Tahta, ağaç yontmaya, çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.
kısır: Üreme imkanı olmayan, döl vermeyen.
kireç: Kalsiyum oksit.
klima: Sıcak veya soğuk hava vererek kapalı bir ortamın havasını değiştiren elektrikli bir araç, iklimleme
cihazı.
klonlama: Klonlamak işi.
koçan: Mısırın tanelerini taşıyan üzeri yaprakla örtülü, püsküllü meyvesi.
konsantre: Yoğunlaştırılmış, yoğun. İyileşme.
kozmetik: Cildi ve saçları güzelleştirmeye yarayan her türlü madde.
kürek: Toprak, kömür vb. ni alıp atmaya yarayan yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç.

L
lazer: Çok güçlü pırıltılar oluşturan, değişik alanlarda kullanılan ışık kaynağı.
lojistik: Geri hizmet. Kişilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere her türlü ürünün, hizmetin ve bilgi akışının
çıkış noktasından varış noktasına kadar taşınmasının etkili ve verimli bir biçimde planlanması ve uygulanması.

M
macun: Hamur kıvamına getirilmiş madde.
mamul: Yapılmış, işlenmiş, imal edilmiş ürün.
mayalanma: Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik.
mekatronik: Mekatronik, makine, elektronik, yazılım ve kontrol mühendisliğine dayanan, çok kontrollü
bir mühendislik dalı.
melez: Değişik türden canlıdan üremiş, kırma, azma, metis.
menteşe: Kapı, pencere, mobilya kapaklarında kullanılan, bir mille birbirine tutturulmuş, biri sabit, öbürü
hareketli iki parçadan oluşan metal parça.
mikrobiyoloji: Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalı.
mineral: İçinde inorganik maddeler bulunan.
moleküler biyoloji: Canlıları molekül düzeyde inceleyen bilim dalı.
motorin: Mazot.
mutasyon: Değişim.

N
nafta: Petrolden damıtılan ürün.
nihai: İşi sona erdiren, işi kesen, son.
nitrat: Nitrik asit tuzu.

O
obruk: İçinde su biriken çukur yer, doğal kuyu.
oluk: Bir şeyin akmasına yarayan üstü açık boru.
omnivor: Hem et hem ot ile beslenen canlı.
omurilik: Omurga içinde bulunan kanal boyunca uzanan, sinir dokusu.
operasyon: Ameliyat.
otçul: Sadece otla beslenen canlı, otobur.
ozon: Molekülünde üç oksijen atomu bulunan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit madde.

P
pankreas: Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış
salgıları olan iri bir bez.
paratoner: Yıldırımsavar.
pedal: Bir makine, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzenek, ayaklık.
penis: Erkeklik organı
pense: Çeşitli biçim ya da büyüklükte maşa veya kıskaç.
pestisit: Böcek öldürücü kimyasal madde.
petrokimya: Petrolden organik kimyasal ürünler elde etmede kullanılan endüstri dalı.
polyester: Tahta üzerine sürüldüğünde koruyucu, parlak bir katman oluşturan poliasidin doymamış alkollerle
veya glikollere etkimesiyle elde edilen kimyasal madde.
prokaryot: Hücre içinde zarlı bir organeli bulunmayan canlı.
proses: Süreç.

R
radyasyon: Işınım. Elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır.
rafineri: Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, arıtımevi.
rampa: Bir yolun yokuş olan bölümü.
rekabet: Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış.
reyon: Bir mağazanın yalnız bir tür ürün satılan bölümü.
rezerv: Yatağında veya havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş kömür, petrol, demir vb.

S
salgı: Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayrılıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka dokulara saldıkları
sıvı madde.
saydam: Işığı geçiren madde.
sektör: Bölüm, kol, dal, kesim.
sentetik: Yapay yolla elde edilen.
sintigrafi: Gama ışınları yayan radyoaktif bir izotopun organizma içindeki yolunu izlemek temeline
dayanan teşhis yöntemi.
siyanobakteri: Mavi yeşil algler olarak da adlandırılan, oksijen üreten fotoototrof prokaryotlar.
soda: Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan,
köpüren su.
sperm: Erkek üreme hücresi.

Ş
şiddet: Bir hareketin, bir gücün derecesi, sertlik.
şimşek: Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içindeki elektrik boşalırken
oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık.

T
talep: Arz, istek.
tasarruf: Tutum, para biriktirme, artırım.
teknoloji: Bir endüstri dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç gereç ve aletleri kapsayan bilgi.
tekstil: Dokuma.
tektonik: Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleri ile olan ilgilerini araştıran yer bilimi.
tempo: Gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz.
testis: Er bezi
toksikoloji: Zehirle, onların organizmaya olan etkileriyle ve zehirlerin belirlenmesiyle uğraşan bilim dalı.
transgenetik: Bir bitkiye farklı türlerden olmak üzere bir veya daha çok genin aktarımı ile elde edilen
yeni bitki.
trend: Eğilim.
tür: Ortak bir atadan gelen, çiftleştiklerinde verimli yavrular oluşturabilen canlılar topluluğu.

Ü
üreme: Canlılarda çoğalma.

V
vajina: Döl yolu
vernik: Bazı maddeleri parlatmak veya havanın etkisinden korumak için sürülen bir sıvı.
viraj: Dönemeç.
volkanik: Volkanla ilgili.

Y
yıldırım: Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması.
yoğuşma: Buharın sıvı hâle geçmesi.
yörünge: Bir gök cisminin hareketi süresince izlediği yol.
yumurta: Dişi üreme hücresi.
yumurtalık: Dişilerde bulunan, dişi üreme hücrelerinin üretildiği yer.

Z
zigot: Döllenmiş yumurta hücresi.